-
Kemik iliği bulunması için yapılan kan kampanyası ile ilgili
gerçek neydi? / Sabetaycılara karşı olduğumu anlayınca kan kampanyası
neden birdenbire ters döndü?
Kan kampanyası da Sabetaycıların desteğiyle yapıldı. Kan kampanyasının
bu kadar geniş yankı uyandırmasının ve katılımın bu derece yüksek
olmasının asıl sebebi, ailemin Sabetaycı olmasıydı. Sabetaycı bir
ailenin evladını kurtarmak adına herkes seferber oldu. Ama ne zaman
ki benim taviz vermez bir ehli Sünnet Müslüman olduğum ve Sabetaycılara
karşı olduğum anlaşıldı, kampanya bir anda tersine döndü. Dikkat edilirse
kampanyanın sorgulanmaya başlanması, işin içinde suç unsuru olduğu
şeklinde asılsız iddiaların ortaya atılması ve kamuoyunun tam tersi
yöne çevrilmesi aynı zamana geldi. Ve müthiş bir saldırı başladı.
Sabetaycılar, bütün imkanları kullanarak, bir kısım basını ayaklandırarak
ilgili makamları yönlendirerek karşı saldırıya geçtiler.
Ne var ki, Türk adaleti oynanan bu çirkin oyuna alet olmadı ve infial
oluşturmak amacıyla açılan davalar, kampanyada ve kampanyanın düzenlenmesinde
emeği geçen kişiler nezdinde hiçbir suç unsuru bulunmadığını ortaya
koyarak beraatle sonuçlandı.
- Babam Cevat Babuna’nın yeğenimin okutulmadığı iddiasına
cevap: Yeğenim neden okul kaydını dondurdu?
Babam Cevat Babuna ve annem basına yaptıkları açıklamalarda torunlarının
okutulmadığı iddiasında bulunmuşlardır. Oysa ki bu da kamuoyunu yanıltmak
amacıyla ortaya atılan asılsız iddialardan biridir. Yeğenim Erdem,
Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümündeki eğitimine kaydını
dondurmak suretiyle ara vermiştir. Ancak bu annemin ve babamın da
çok iyi bildiği gibi, tümüyle yeğenimin çok ciddi boyutlardaki sağlık
sorunlarından kaynaklanmıştır. Kalbinde delik vardı ve 4 damarının
yönünün değiştirildiği büyük bir operasyon geçirdi. Halen de sağlığındaki
devam eden sorunlar nedeniyle okuluna devam edememektedir.
- Dinimize göre anne-baba sevgisi şirk midir?
Şirk herhangi bir şeyi Allah’a eş tutmak ya da Allah’tan daha üstün
görüp buna göre davranmak demektir. (Allah’ı tenzih ederim). Bir Müslüman
herşeyden çok Allah’ı sever. Tüm güç ve kudretin sahibi olduğuna kesin
olarak iman eder. İnsan sevgisi ise dindar bir insanın en derin şekilde
yaşadığı sevgilerden biridir. Hayvanlara, doğaya sevgi duyan bir Müslüman
bunlarda Allah’ın tecellilerini görür. Din ahlakını yaşayan bir insanın
anne ve babasına, aile büyüklerine karşı tavrı da son derece hürmetkar,
saygılı ve sevgi dolu olur. Bir Müslüman anne ve babasına her durumda
yardımcı olur. Hastalıkta yaşlılıkta en iyi şekilde bakar. Günümüzde
çok görülen aile içi kavga, anlaşmazlıklar, saygısızlıkların temel
nedeni aslında din ahlakının yaşanmamasıdır. Bunların hiçbiri Müslüman
bir ailede görülmez.
- Sözde Adnan Oktar’a bağlı bir hayat sürdüğüm iddia ediliyor.
Hayatımı neye göre yaşıyorum?
Benim, Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetine göre bir yaşam
tarzım vardır. Herhangi bir şekilde bir kişiye veya bir gruba bağlı
değilim. Adnan Oktar ile Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarımda
tanışmıştım, daha sonra babamla birlikte, babamın teşviki ile BAV
konferanslarına konuşmacı olarak katıldım. Bunun dışında Adnan Oktar
ve BAV camiası ile bir bağlantım yoktur. Ancak Adnan Oktar'ın eserlerini
okurum ve kendisine son derece büyük bir saygım vardır. Bir Müslüman
olarak yaptığı çalışmalardan dolayı kendisini takdir ediyorum. Ancak
ben müstakil olarak dinimi yaşayan, Kuran'a uyan ve Peygamberimiz
(sav)'in sünnetine göre bir hayat tarzını benimsemiş samimi bir Müslümanım.
- Babam tarafından, "baskı altında, kendi hür iradesini
kullanamıyor, robotlaşıyor iddiaları" ortaya atıldı. Bu iddiaların
asılsızlığı hakkındaki düşüncelerim neler?
Ben hayatım boyunca hep en iyi okullarda öğrenim gördüm ve son derece
zor bir meslek olan beyin cerrahlığı üzerine kariyer yaptım, 43 yaşında
dinine, mukaddesatına ve milletine bağlı bir Türküm. Hayatımın her
döneminde akılcı hareket ettim, 43 yaşında bir beyin cerrahının, kendi
iradesini kaybederek yönlendirildiği iddiası kuşkusuz ki son derece
saçmadır. Üniversite okurken, beyin cerahlığı yaparken nasıl robotlaştırılmadıysam,
şu anda da robotlaştırılmış olmam söz konusu değildir. Bu, hakkında
yapılan iddiaları kabul etmek istemeyen, iddiaların gerçekliğine gölge
düşürmek isteyen babamın, karşı suçlama yaparak kendini aklamaya çalışmasından
başka bir şey değildir.
- 35-45 yaşlarında, üniversite mezunu, olgun ve belli bir
yaşam kalitesine sahip yetişkin insanların ailelerinden koparılmaları
mümkün müdür? Sabetaycı ailelerin bu asılsız iddiaları ortaya
atarkenki planı nedir?
Her biri son derece iyi eğitim almış 35-45 yaşları arasında, oldukça
yüksek bir yaşam kalitesine sahip aklı başında insanların kuşkusuz
bir baskı altına alınıp kendi ailelerinden koparılması gibi bir şey
söz konusu değildir. Zaten bu insanlar ailelerinden kopmuş değildirler.
Ancak elbette ki bu yaş sınırına gelmiş insanların kendilerine bir
yaşam çizgisi belirleyip hayata atılmış olmaları son derece normaldir.
Asıl bunun aksi anormal olacaktır. Tüm bu iddialar ortaya atılırken
sanki söz konusu olan 15-16 yaşındaki gençlermiş gibi mantıklar öne
sürülmektedir. Benim için de böyle bir iddiada bulunulmaktadır. Oysa
ben babamların dairesinin bir alt katında oturuyorum ve sürekli onlarla
görüşüyorum. Bu iddia, bir takım Sabetaycı ailelerin, İslam dinini
samimi olarak kabul etmiş olan çocuklarına suçlamalarda bulunmak için
ortaya attıkları bir iddiadan başka bir şey değildir. Sabetaycı aileler,
kendi çocuklarının samimi olarak İslam dinini yaşamalarını istememekte,
kendileri gibi Müslüman görüntüsü altında farklı inançlar beslemelerini
ve gerçek dinlerini gizlemelerini istemektedirler. Bu söz konusu olmayınca
da kamuoyunda infial oluşturarak, amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadır,
bunun için masum insanlara asılsız suçlamalarda bulunmakta da hiçbir
sakınca görmemektedirler.
- Ailemin düşüncelerine neden karşı çıkıyorum?
Ailem Bilim Araştırma Vakfı davasında tamamen yalan ve yanlış beyanatta
bulunarak kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalışmış; hiçbir suçu olmayan
insanların aleyhinde olabilecek, yargıyı etkileyebileceklerini düşündükleri
asılsız iddialarda bulunmuşlardır. Ben de bu haksız tutuma dur diyebilmek
için bu girişimin ardında yatan asıl sebebi kamuoyuna açıklamak istedim.
Bu kişiler ister ailem ister çocuğum olsun her durumda mutlaka hakkı
ve doğruyu söylemek dindar bir insan olarak benim davranış şeklim
olacaktır. Kuran’da Müslüman’ın bu ahlakı şöyle anlatılır:
Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine
bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar)
ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır.
Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi
eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah,
yaptıklarınızdan haberi olandır.
- Babam Cevat Babuna’nın sözde bir gruba aktardığımı iddia
ettiği malvarlığıma gerçekte ne oldu?
Babam benim hastalığım sırasında, tedavilerin bir sonuç vermeyeceğini
ve mutlaka öleceğimi düşündüğü için, Amerika'da yapılan tedavimi son
derece gereksiz gördü. İşte bu nedenle uzun süren bu tedavinin masraflarını
üstlenmek istemedi. Amerika'da kaldığım uzun tedavi süresi boyunca
masrafların büyük bir kısmını kendim karşılamak zorunda kaldım. O
sırada herhangi bir gelirim olmadığı için, sahip olduğum gayrimenkulleri
satmak ve bunlarla tedavi paramı karşılamak zorunda kaldım. Malvarlığımın
gruba aktarıldığı yönündeki iddialar son derece asılsız ve mantıksızdır.
Hastane ve ameliyat masraflarımın büyük bir bölümü bu gayri menkuller
yoluyla karşılanmıştır.
- Ben Sabetaycı olsam bir kısım basın yine bana bu şekilde
saldıracak mıydı?
Eğer ben Sebataycı olsaydım, bir kısım basın bana hiçbir şekilde
saldırmaz, tam tersine beni can-ı gönülden desteklerdi. Çünkü o zaman
ben, onların taraftarı olmuş ve onların inançları ile hareket ediyor
olurdum. Ancak böyle bir şey söz konusu olmadığı ve tıpkı babam gibi
Sabetaycı basın da benim samimi bir dindar olduğumu fark ettikleri
için, bana karşı saldırıda bulunmakta hiçbir zorluk çekmemektedirler.
- Babam Cevat Babuna’nın yaptığını herhangi bir Müslüman
yapsaydı aynı basının tavrı ne olurdu?
Eğer babamın yaptıklarını herhangi
bir Müslüman yapsaydı, basın, muhtemelen bu insanı, yaptığı
sapkın icraatlar ve çektirdiği ahlak dışı resimler dolayısıyla
hemen deşifre eder ve onu yerden yere vururdu. Onun Müslümanlığını
sorgular, yaptıklarını destekleyen şekilde değil, ayıplayan
şekilde halkımıza duyururdu. Bunu ortaya çıkarmam dolayısıyla
beni kutlar ve Türk halkının bu gerçekleri bilmesi gerektiğini
savunurlardı. Böyle bir insanın sapkın görüşlerini ve görüntülerini
bir ibret vesilesi olarak yayınlar ve bu kişinin Müslümanlığına
aldanmış olan kişileri hemen uyarırlardı. Ama elbette, Sabetaycı
basın kendileri gibi Sabetaycı olan babamı, bütün güçleriye
korumaya çalışmaktadırlar. Bir Sabetaycı bir başka Sabetaycıyı
çok iyi kollar, bu çok iyi bilinir.
- Babamın bu yaptıklarını neden örtbas etmeye çalışıyorlar?
Çünkü babamı destekleyenler, babam gibi Sabetaycı olan basındır.
Onlar, kendi taraftarlarını desteklemektedirler. Kendi inanç ve ahlak
anlayışlarına sahip bir insanın yaptıklarını örtbas etmeye çalışmaktadırlar.
Çünkü babamın yaptıkları ortaya çıktıkça, söz konusu Sabetaycı basının
da ahlak anlayışı ve inançları ortaya çıkmış olacaktır. Bunu göze
alamayan Sabetaycı basın, babamın sapkın inanışları ve sapkın yaşam
tarzı ile ilgili gerçekleri yalanlamakta hiç tereddüt etmemektedir.
- Kızkardeşlerimin sözde bir grubun maddi desteğiyle hayatlarını
idame ettirdiği iddiası tamamen gerçeklere aykırıdır.
Kızkardeşlerimin yaşları 44, 39 36 ve
26’dır. Takdir edersiniz ki bu yaşa gelmiş, evlenip çoluk
çocuk sahibi olmuş insanlar hayatta kendilerine belirli bir
yer edinmiş, belirli yerlere gelmişler ve bir yaşam kalitesi
elde etmişlerdir. Benim kardeşlerimin her biri üniversite
mezunu, doktora yapmış yüksek tahsil sahibi insanlardır. Her
birinin gerek aileden gelen gerekse kendi evlilikleri dolayısıyla
elde etmiş oldukları birikimleri, malvarlıkları söz konusudur.
Ablam Ceyda Ertüzün, garimenkulleri olan, merhum milletvekili
eşinden kalan maaşı olan varlıklı bir insandır. Hiçbirinin
bir başkasının maddi desteğine hiçbir şekilde ihtiyacı yoktur
ve böyle bir şey de söz konusu değildir. Tüm bu iddialar,
site boyunca anlattığım gibi Adnan Oktar ve BAV camiasına
yönelik asılsız, delilsiz ve belgesiz olarak yöneltilen iftiralardan
ibarettir.
|