TÜRK ADALETİ BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI VE SAYIN ADNAN OKTAR'I AKLADI. İFTİRACILAR ADALETİN DEMİR YUMRUĞU ALTINDA EZİLDİLER. >>>
HUKUKSUZLUĞA KARŞI BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NIN VERDİĞİ HUKUK MÜCADELESİNDE HUKUK ZAFERLERİ PEŞPEŞE
5 Mayıs 2007 tarihli Akşam Gazetesi'nde yayınlanan tekzip >>>
5 Mayıs 2007 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan tekzip >>>
5 Mayıs 2007 tarihli Takvim Gazetesi'nde yayınlanan tekzip >>>
Cevat Babuna'nın ekibinin hukuksuz girişimlerinin hepsi hezimetle sonuçlanıyor. Açtıkları her iki site de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Yine iftiraya dayalı kanunsuz faaliyetleri olan bazı yabancı siteler de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Şu anda hemen her gün adliye koridorlarında hesap veriyorlar. Türk adaleti her yönden bu şahısların yakasına yapışmış durumda. Bundan sonraki kanunsuz faaliyetleri de yine Türk adaletinin demir yumruğu ile ezilmeye devam edecek.
Sayın Kadir Çelik'in Hatası
Sayın Kadir Çelik'in en belirgin hatalarından biri karşı taraf çok galiz iftiralar atıyor. Onlara 'Niye böyle iftira atıyorsunuz, abuk subuk konuşuyorsunuz' demiyor. Ama biz gerçekleri söylediğimizde 'Niye ana babana iftira atıyorsun' diye böyle bir ikileme giriyor.
Dikkat ederseniz televizyon ekranlarına çıkan aileler sürekli fakirlikten dem vurmakta, hiç paralarının pullarının olmadığını, maddi imkanlarının sıkışık olduğunu, cümle aralarında ehemmiyetle vurgulamaktalar. Demek istedikleri "Parayı kim verirse biz o tarafa döneriz" mantığında. Şu an Cevat Babuna para veriyor. Boş yere çıkar beklentisi içindeler bu kişiler. 'Para vermezseniz her türlü iftirayı atarız' mantığını işliyorlar. BAV'ın daha önce beraat ettiği dava döneminde ise, BAV'a karşı gayrı meşru hayatı benimsemiş, dejenere insanları, işşiz güçsüz, karanlık insanları çıkartmışlardı.
BAV ve Sayın Adnan Oktar'a iftira atmak tuzak hazırlamak gibi çirkin eylemler için Cevat Babuna'ya yanaşanlar işledikleri suçların cezalarını Türk adaleti önünde en ağır şekilde ödeyeceklerdir. 3-5 kuruş para için bu hale düşenler, milyonlarca lira para cezası ve hapis cezası ile karşılaşacaklardır. Bu kişilerin haklarında açılan yüzlerce dava ve soruşturma halen devam etmektedir. Bu uyarımın sebebi, gariban, işşiz, güçsüz, parasız kalmış bazı kimselerin, parasızlığın verdiği ruh hali ile gözü dönmüş şekilde suç işleme eğiliminde olmalarıdır. Bu yaptıklarından kazançlı değil zararlı çıkacaklarını önceden belirtiyorum. 'Bizi bir uyaran olsaydı keşke, bilsek böyle bir olayın içine girmezdik' dememeleri için. Sonra bir bahaneleri olamaz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Cevat Babuna, Edip Yüksel, Semin Babuna, Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Rukiye Şimşek ile ilgili olarak suç işlemek için örgüt kurmak suçundan 2007/977 numaralı dosya ile soruşturma başlattı. Ayrıca Cevat Babuna'nın oluşturduğu bu ekipte görev alan avukat Rezzan Aydınoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, görevi kötüye kullanmak, dava tanıklarını tehdit etmek, davada taraf olmayan kişileri tarafmış gibi davaya soktuğu iddiasıyla 9.4.2007 tarihli bakanlık oluru ile kovuşturma başlatıldı. Ayrıca bu yapılanmanın elemanlarından olan Edip Yüksel hakkında da İstanbul, Ankara, Bolu Cumhuriyet Başsavcılıklarınca, Atatürk'e, devlete, orduya, hakimlere hakaret suçlarından soruşturma başlatıldı.
Ayrıca Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Semin Babuna, Cevat Babuna hakkında 2007/9239 dosya numarası ile 13 Mayıs gününde bir kısım karanlık insanları teşvik ederek ve azmettirerek suç işlemek üzere örgütlü saldırı hazırlığı suçuyla soruşturma başlatıldı.
Ünlü hadis kitabı Sahih Buhari'de, Peygamberimiz (sav)'in şeceresi hakkında şöyle bir bilgi vardır:
"Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Adnan'a kadar kesintisiz bilinen nesebi sırasıyla şöyledir: Hz.Muhammed (sav), Abdullah, Abdulmuttalib, Haşim, Abdümenaf, Kusayy, Kilâb, Mürre, Kâb, Lüey, Galib, Fihr, Malik, en-Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike, İlyâs, Mudar, Nizâr, Maadd, Adnan" (el-Buharî,4238; İbn Hişam, 1/1-2)
Buradan da görüldüğü gibi, Peygamberimiz (sav)'in soyu Adnani'dir.
Peygamberimiz (sav) hadislerinde, Hz. Mehdi'nin ve babasının adıyla ilgili şu bilgileri vermiştir:
Ebu Davud ile Tırmızi'nin İbni Mesut (RA) dan nakil ettiklerine göre, Allah'ın Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: "Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık (uygun) olacaktır..." (Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 9. baskı, s. 159-160)
Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan rivayete göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Benim Ehl-i Beytim'den ismi ismime uygun olan bir adam (Mehdi), bütün Araplar üzerine hakimiyet kuruncaya kadar dünya (yok olup) gitmez."
Başka bir rivayete göre, şöyle buyurmuştur:
"Dünya hayatından sadece bir gün kalmış olsa bile, benim
Ehl-i Beytim'den ismi ismime uygun olan bir adam (Mehdi'yi) gönderinceye kadar Allah (c.c.) o günü muhakkak uzatır..."
-Tırmızi, Ebu Davud, Nesai, Beyhaki ve Ebu Amr Ed-Dâni tahric etmişlerdir.-
Satanistlerin yazışmalarından
Daha önce kızını ve kendini pazarlayan Silikonlu Nuran'ın, Saxo Q'nun siğillerinin anal ve cinsel organ bölgesini sarması nedeniyle iş yapamaz hale geldiği için yeni gayrı meşru arayışlar içine girdiğini
Bu yüzden son olarak, yeni bir gayrı meşru gelir elde etmek için, homoseksüel Kız kerem ile homoseksüel Manyak Gergedan lakaplı kişileri cinsi sapıklara pazarlama gibi iğrenç bir yola saptığını
Homoseksüel Kız Kerem'i, pazar akşamı bir iş adamına kadın kıyafeti giydirerek Manyak Gergedan lakaplı homoseksüel ile kol kola gönderdiğini
Ayrıca evlere giderek bir kozmetik firmasının ürünlerini illegal pazarlayan bu ekibe mensup bir kadının, ahlaksızca talebi olanlara simsarlık yaptığını
Bu kadının güzellik malzemesine ihtiyacınız var mı diye evlere giderek kendince uygun gördüğü evlerdeki kişilerin, kadın talebi veya cinsi sapıksa bu tip eğilimlerini tespit ederek Silikonlu Nuran'a durumu bildirdiği ve bunun karşılığında bu gayri meşru işlerden Silikonlu Nuran'dan %30 pay aldığını
Yine bu kadın simsarı kadının illegal pazarladığı kozmetik ürünleri ile, homoseksüel Kız Kerem'in pazarlanmadan önce yüzüne bizzat makyaj yaptığını ve her makyaj başına bunlardan para aldığını, para kazanmak için böyle iğrenç bir metod bulduklarını öğrendik.
Yine bu yazışmalardan edindiğimiz bir bilgide de
bu kişilerin bu bilgileri nasıl öğrendiğimize şaşırdıkları ve daha ketum olmaları gerektiğine dair karar aldıklarını tespit ettik.
Bu bilgiler yer yer saat saat elimizde mevcut. Böyle insanlar herşeyi yapabilecek kapasitededirler. Yazışmalarında kaybedecek birşeyimiz yok diyorlar. Onun için BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı herşeyi yapabilecek durumdalar. BAV ve Sayın Adnan Oktar'a düşman olan çevreler, bu kişilere belli miktarda para vererek saldırmaları ve tuzak kurmaları için kışkırtıyorlar. Bu kişilerin işi gücü de yok. Aç ve sefil insanlar. O yüzden tehlikeliler. Bu kişiler ve bu karanılık örgütlenme içine katılanlar, emniyet birimlerince uzun bir süredir izlenmektedirler. Haklarında birçok mahkemece çete ve illegal örgütlenmeden dolayı ayrıca şantaj, tehdit ve hakaret ile de ilgili soruşturmalar devam etmektedir. Henüz soruşturma aşamasında olduğu için detaylı bilgileri daha ileriki bir zamanda yine bu sitede açıklayacağım.
Müslüman basına sızması için Satanistlerce görevlendirilen "Silikonlu Nuran" lakaplı Satanist kadın, başörtülü resimler çektirerek muhafazakar bir kısım gazetelere bu resimleri göndermiş ve gazetelerinde yazar olarak görev almak istediğini söylemiştir. Azılı din düşmanı ve üst dereceden satanist olduğu halde kendini ehli sünnet dindar müslüman olarak tanıtmıştır. Fakat muhafazakar basın kuruluşları, kişiliğinden şüphelenerek bu kişiyi bünyelerine almamıştır. Silikonlu Nuran'ın buradaki amacı, ajan provakatör olarak Müslümanların arasına girmek, sahte ihbarlarda bulunmak, Müslümanlara yönelik baskı oluşturmak, Müslümanlar aleyhinde iftiralarda bulunmak ve onları mağdur etmektir. Bunun karşılığında bazı karanlık mihraklardan para alacağını sanan Satanist Nuran ve Saxo (Q) lakaplı kişiye karşı muhafazakar ve mukaddesatçı çevreler son derece dikkatli olmalıdır.
Satanistlerin yazışmalarında
Silikonlu İblis Nuran lakaplı satanistin, yıllarca evli olduğu halde fuhuş ile geçimini sağladığı,
Müşteri bulamayınca kendine silikon taktırdığı,
Bunu kendi çıkarı için yapmadığını, müşterileri istediği için bunu yaptırdığını söylediği
Ayrıca kendi kızını da Ataköy'de sattığı
Ataköy'de satış yapılan yere 'Dükkan' adını verdiği ifade ediliyor.
Bu yer Ataköy Gazi Sitesi'ndedir. Ve ismini verdiğim kişiler de (G., D.) doğrudur. Kanaatiniz gelmezse açık adres ve kapı numarasına kadar verebilirim. Hatta ahlak polisindeki kayıtlarına kadar verebilirim. Burda anlatılanların tamamı belgeli ve doğrudur. Ve bu iki satanistin yüzlerce müşterisi var. Bu kişilerden de bilgi aldık.
Ayrıca satanistlerin yazışmalarında
Silikonlu Nuran'ın iyice çökmüş bir insan olduğu için ve artık fuhuş yapamadığı için şimdi Cevat Babuna'ya yanaştığı
Cevat Babuna'ya 'Sana her türlü hizmeti yapabilirim, yazı da yazabilirim' dediği
Ve böylece satanist Q ile birlikte, BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhindeki yazıları yazanların bunlar olduğu
Karşılığında Cevat Babuna'dan para aldıkları
Hatta geçen gün, satanist homoseksüel Kız Kerem'in, daha önce televizyonda çıkan haberlerden hazırladığı uydurma propaganda kasetini, kendi aklınca BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhinde olabileceğini düşünerek çoğaltmak için Cevat Babuna'dan yüklü miktarda para aldığı belirtiliyor.
Tam bir sefalet, rezalet ve zavallı duruma düşme mevzu bahis. Cevat Babuna ile Semin Babuna'yı tokatlayan tokatlayana, kandıran kandırana.
Ayrıca bu yazışmalarda
Saxo (Q) lakaplı kişinin de fuhuş yapamamasının sebebinin cinsel organını ve anal bölgesini tamamen saran siğiller olduğu ve bunu da 'Logar çukurunda çiçek açtı' diye çok münasebetsiz bir üslupla anlattığı belirtiliyor.
Saxo (Q) lakaplı satanistin bir başka satanist ile yaptığı yazışmalarda Logar çukurunda ve yüzümde de çiçek açtı şeklinde bir yazışması var. Bunu araştırdığımızda satanistlerden aldığı pislik nedeniyle anal bölgesinde oluşan siğillerin yüzüne de bulaştığını ve bunun için doktor tespiti olduğunu öğrendik. Anal bölgesinden yüzüne bulaşan siğiller yüzünde açıkça görülüyor. Satanistler tarafından ajan provokatör olarak BAV içine sızdırılmaya çalışılan bu kişi hemen tespit edilmiş ve BAV camiasına hiçbir şekilde yaklaştırılmamıştır.
DİKKAT
SATANİSTLER BAV VE SAYIN ADNAN OKTAR'A KARŞI ÖRGÜTLÜ SALDIRIYA HAZIRLANIYOR
Satanist yazışmalarında,
1. Satanistlerin "Silikonlu İblis Nuran" isimli kişinin liderliğinde toplantı yaptıkları belirtilmektedir.
2. Silikonlu İblis Nuran'ın yardımcısı olan kişinin bütün Ataköy satanistleri arasında çok ünlü olduğu, "İblisin tohumu" olarak da tanındığı ve "Q" işaretini de kullandığı
3. Ayrıca bu kişinin satanistler arasında "Logar Çukuru, Saxo (Q), Tanker" gibi çok kötü lakaplarla tanındığı
4. Bu kişiye, Tanker lakabının, satanistlerin cinsel atık pisliklerini vücudunda topladığı için satanistlerce takıldığı
5. Bu satanistin kendi okuduğu lisede de Saxo (Q) ve Tanker lakaplarıyla tanındığı
6. Ve vücudunun bu iğrenç kapasitesiyle Tanker lakabını aldığı, Ataköy satanistleri de dahil olmak üzere herkes tarafında bilinmekte olduğu
7. Bu iki kişinin, Cevat Babuna'ya yanaşarak ondan aldıkları para karşılığı BAV ve Adnan Oktar aleyhinde faaliyet göstermek üzere anlaştıkları açıklanıyor.
Yine Satanistlerin yazışmalarında,
8. Satanistlerden Kız Kerem lakaplı homoseksüelin, satanistlerin ayin toplantısında Manyak Gergedan lakaplı satanistle erkek erkeğe evlendirildiklerini
9. Bu iki satanistin 'Şeytanların balayı' şeklinde bu iğrenç hayatlarını sürdürdükleri
10. Kız Kerem lakaplı homoseksüelin gerçek kimliğini saklayıp Cevat Babuna'ya yanaşarak "Her türlü konuda size yardım ederim" diyerek Cevat Babuna'dan para aldığı
11. Ayrıca nasıl kandırıp para aldığını, bu paraları nerelerde kullandığını
12. Kız Kerem'in 'Cevat Babuna ile sabaha kadar baş başa durum değerlendirmesi yaptık' diye belirttiği
13. Yine Zekeriya Beyaz Hoca ile de geçen hafta sabaha kadar baş başa durum değerlendirmesi yaptıklarını belirttiği bildiriliyor.
Ayrıca bu yazışmalarda
Taksimdeki Kızıl Şeytan ekibi ile de bağlantıya geçtikleri
"Kaybedecek bir şeyimiz yok, Şeytan bizi bekliyor" sloganı ile hareket ettikleri belirtiliyor.
Bu kişilerin ne kadar tehlikeli insanlar olduğunu bir çok kişi bilmemekte. O yüzden buradan açıklıyorum.
Satanistlerin yazışmalarından
Saxo (Q) lakaplı kişinin, Ataköy'de tanınan kişiler olan ortaokul mezunu G. ve D. isimli satanist fahişelerle Ataköy Gazi sitesinde birlikte kaldığı
Bu randevu evi gibi kullanılan evde kendini satarak geçimini ve okul masraflarını kazandığı
Saxo (Q) lakaplı kişinin kokain kullanmaktan burnunun deforme olduğu ve çirkin ve biçimsiz bir hal aldığı ve burnunun bu çirkin görünümü ile hemen dikkat çektiği
Kokain etkisi ile diş eti çekilmesi olduğu, bunun için tedavi olduğu ama burnuna çözüm bulunamadığı
Fuhuştan elde ettiği gayri meşru paralarla hem satanistlere destek sağlayıp hem de C isimli mafya elemanından kokain temin ettiği,
Anlaşılıyor.
Satanistlerin yazışmalarında,
Silikonlu İblis Nuran lakaplı kişinin homoseksüel bir medyumla sürekli görüştüğü
Onun garip iddialarına inanarak karanlık eylemler yaptığı
Bu medyumun güya şeytandan bilgi aldığını Silikonlu İblis Nuran'a ilettiği
Bu sapık medyumun hemen her sözüne inandığı
İfade ediliyor.
Yine bu yazışmalarda
Saxo (Q) lakaplı kişinin 2000 yılında bir dersanede tanıştığı FA isimli bir gencin kız kardeşi olan C'nin ziynet eşyalarını çaldığı
Çaldığı eşyaların dersanede Saxo (Q) lakaplı kişinin üzerinde yakalandığı
Fakat şahısların çalınan eşyaların bulunmuş olmasından dolayı, olayı emniyete intikal ettirmedikleri
açıkça ifade ediliyor.
Bu iki kişi ile ilgili burada yazılanlar, kendi mahallerinde de çok açık biliniyor, okullarında da. Saklı, gizli bir konu değil. Saxo (Q) lakaplı kişinin okulunda birkaç kişiye sorduğumuzda hemen bilgi verdiler. Hiç abartı da yok. Bire bir doğru hepsi. Örnek olarak, Saxo (Q) lakaplı kişinin kokainden burnunun genişlemesi açıkça görülüyor. Kokain sebebiyle rahatsızlanan diş etlerinden tedavi olduğu doktor raporu ile sabit. Hırsızlık olayı bizzat olayın mağdurları tarafından bildirildi. Fahişelik olayı sabit, evin yeri belli. En açık biligiyi okulundaki kişilerden alabilirsiniz. Ve tamamının doğru olduğunu anlayabilirsiniz. Ki burada belirtilenler en az kısmıdır.
Gene de kuşkusu olan varsa Saxo (Q) lakaplı kişinin okuluna gidip 1 - 2 dönem önce mezun olan hatta son sınıflardan herhangi bir öğrenciye sorun.
Tanker lakaplı kişi bu okulda okudu mu?
Satanist miydi?
Lakabı Saxo olan bir kız tanıyor musunuz?
Saxo lakabı neden verilmişti
diye sorun.
Hemen tereddüt etmeden yanıtlarlar. Şüphelenenler için bu çok güçlü bir delil.
Edip Yüksel, kendi internet sitesinde ve Mesaj isimli Kuran meali kitabının 542. sayfasında, "Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur. Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir..." şeklinde, Ehli Sünnet inancına tamamen aykırı bir açıklama yapmıştır. Zekeriya Beyaz da, "Bağırıyorum, Kuran kadına vücudunuzu örtün demiyor" diyerek, Ehli Sünnet inancına ait kesin bir hüküm olan tesettür konusunu reddettiğini belirtmiştir. >>
Sayın Kadir Çelik'in de bir sonraki programında ehl-i sünnet inancındaki kişileri çıkarması zaruridir, bu inandırıcı olmasını sağlar.
Rabbimiz Kuran ayetleriyle tüm insanlara, İslam dinini tüm dinlere üstün kılacağını ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını müjdelemiştir. Peygamberimiz (sav) ise hadislerinde, bu müjdeli olayın gerçekleşmesinde Allah'ın, Hz. Mehdi'yi vesile kılacağını haber vermiştir. >>
Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, özlü bir bilgi ve hikmet içermektedir. Sayın Adnan Oktar, bir kitabındaki bilgileri çoğu zaman bir oturuşta kesintisiz olarak sabaha kadar, bazen de sabahtan akşama kadar anlatmaktadır. Kimi zaman 10-12 saat süren bu anlatımları teybe alınmakta ve daha sonra deşifresi yapılmaktadır. Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, bir solukta anlattığı bu özlü ve hikmetli bilgilerin yer aldığı deşifrelerden hazırlanmaktadır. >>
Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan aleyhte faaliyetler, devlet içine çöreklenmiş bir çetenin psikolojik savaş ile ilgili bölümünün yaptığı faaliyetlerdir. Bu çete, solcu psikolojik savaş çetesidir. >>
Mehdilik ilan edilen bir müessese değildir. Mehdi insanlığa, bulunduğu yerden hal verir. Onun olduğu her yerde Allah'a iman ve bağlılık artar. Allah'ın izniyle, Mehdi'nin verdiği bu feyz ile Allah'a inanç, tüm dünyaya dalga dalga yayılır. İnsanların imanı pekişir, Allah korkuları artar. >>
SATANİSTLER ÖRGÜTLÜ OLARAK SALDIRIYA GEÇTİ
Cevat Babuna hareketini desteklediklerini açıklayan satanistler, ünlü elemanlarını devreye soktu. Satanist ayini düzenleyip şeytan üzerine intikam yemini eden satanistler, BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı her türlü eylemi yapma kararını aldıklarını açıkladılar.
Eğer Kadir Çelik, Mehdiyet konusunda samimi olarak doğru bilgilere ulaşmak istiyorsa, o zaman programına ehl-i sünnet alimlerini çağırması gerekir. Çünkü Mehdilik ve ahir zaman, ehl-i sünnet itikadının içine giren ve ancak ehl-i sünnet ulemasının görüş beyan edebileceği konulardır. Dolayısıyla ehl-i sünnet inancında olmayan kişileri çağırması, ilmi ve mantıki açıdan hiçbir anlam taşımaz. Bu konuda sözüne itibar edilebilecek kişiler, Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinin alimleridir. Aksinde, ehl-i sünnet'i reddeden insanların, ehl-i sünnet inancını değerlendirmeleri ilmen ve mantıken tamamen geçersizdir. Böyle bir şey hiç inandırıcı da olmaz. Çünkü hadisi, sünneti reddeden bir zihniyetin, ahir zaman konusunu değerlendirme gücü ve imkanının da olmayacağı açıktır.
Ayrıca ortada, 'Mehdi alametleri gerçekleşecek mi acaba?' diye tartışılacak bir konu da yoktur. Çünkü Mehdi alametlerinin hemen hemen tamamı oluşmuştur. (Gerçekleşen ahir zaman ve Mehdiyet alametleri için bakınız: http://www.ahirzaman.net/icindekiler/icindekiler_
ahirzamanvemehdi.html ) Dinsizliğin temelini oluşturan Darwinist felsefe tümüyle yok edilmiştir. Kısacası hadislerde Mehdi döneminde olacağı haber verilen olayların neredeyse tamamı gerçekleşmiştir. Türkiye'de Allah'a inananların sayısı % 98'e çıkmıştır. Darwinizm'e inananların sayısı ise % 10'lara düşmüştür. Bu da, Mehdi'nin ortaya çıktığının ve faaliyet halinde olduğunun en büyük alametidir.
Dolayısıyla Mehdi'nin kim olduğunun araştırılması önemli değildir. Önemli olan, hadislerde haber verilen Mehdi alametlerinin gerçekleşmiş olmasıdır. Bu da, bu konunun tartışılmasının geçersizliğini açıkça ortaya koymaktadır.
SATANİST SALDIRISINA DİKKAT
Silikonlu nuran, 6 yalama Q rumuzları ile yazı yazan iki çıkarcı sahtekar, dolandırıcılık yapıp çıkar sağlayamayınca yeni kapılar arayarak, çıkar sağlamaya çalışıyorlar.
(Not: 6 yalama Q rumuzunu kullanan kişi Ataköy'deki satanistlerin ileri gelenlerindendir ve çevresinde Saxo lakabıyla ünlüdür. Satanistler sapık seks ayinlerinde iğrenç kapasitesinden dolayı Saxo lakaplı bu kişiye ilave olarak "Tanker" lakabını da takmışlardır. Ataköy satanistlerinin liderlerindendir. Bu kişi gizli yazışmalarında "kancık şeytan" ve "morbidgoddess" rumuzlarını da kullanmaktadır. Satanistler arasında satanist eylemlerinden dolayı siyahlık payesine ulaşmıştır.)
Cevat Babuna ekibi boş dedikodularla uğraşırken Sayın Adnan Oktar'ın eserleri Avrupa üzerinde kasırga gibi esiyor. Küfrü Allahsızlığı yerle bir ediyor.
Ahir zaman alametleri, Hz. İsa'nın nüzulu, Hz. Mehdi'nin zuhuru, ehl-i sünnet inancında gerçekliği kesin olarak kabul edilen konulardır. Sayın Zekeriyya Beyaz ve Sayın Aytunç Altındal ehl-i sünnet inancını... >>>
HERHANGİ BİR KİŞİYE MEHDİ DENEBİLİR Mİ?
Bir kişi için cennetlik diyemeyiz, cehennemlik de diyemeyiz ama cennetlik olmasını umarız, buna hüsn-ü zan denilir. Herhangi bir kişiye Mehdi denemez. Herhangi bir kişi de Mehdi olduğunu söyleyemez. Fakat hüsn-ü zan edilebilir. Tıpkı bir kişinin cennete gidebileceğini, Allah'ın onu sevebileceğini ummak gibi. Allah, insanın dünyada korku ve ümit arasında yaşamasını istiyor. Ahirette gideceği yer cennet de olabilir, cehennem de olabilir. Müslümanlar biraraya geldiklerinde birbirlerinin cennetlik olacağına hüsn-ü zan ederler. Ümit ve korku arasında olurlar. Hüsn-ü zan güzeldir. Hüsn-ü hatime, yani güzel sonuç beklentisi güzeldir. İnsan, sevdiği ve güzel ahlaklı bulduğu bir kimseye, üzerinde Mehdilik alametleri varsa, bu alametler hadislere uygunsa, mekan, zaman ve uygulamaları hadislerde belirtilen Mehdi'ye benziyorsa, haklı olarak bu kişiye Mehdi olabileceği şeklinde bir hüsn-ü zanda bulunabiliriz. Bu çok makuldür. Kesin denemez ama, tıpkı bir insanın cennetlik olabileceğini ummak gibi bu yönde de hüsn-ü zanda bulunabilir.
Ablamsız diye yazı yazan bir ruh hastası var. Daha önce intihar etmiş. Gece gündüz içki, sigara içen bir zavallı. Bu hakaret zannedilir ama hastane kayıtlarında mevcut intihar ettiği. Ruh hastası olduğu da tedavi gördüğü için mevcut kayıtlarda. Telekızlık yaptığını zaten yüzlerce kişi biliyor. Eroinman arkadaşları vardı. Onlar da intihar etti. Vücudunu ruh hastalığından tümörler sarmış. Bu sapığın bile yazılarından etkilenerek okuduklarına göre, demek ki insanlar olayların kökenine inmiyorlar. Hep kökenine indiğimizde pislik çıkıyor. Bu ruh hastası, ‘Ablamsız' diye duygusal yazılar yazmış. İstediği, ablasının kendisi gibi olması. İşte bu olmaz! Kardeşini kendi cehennemine çağırıyor. Kardeşi de bu cehenneme gitmek istemiyor.
Bu da çalınan bir gençlik. Küfrün, Allahsızlığın, Deccaliyetin çaldığı gençliktir bu. İntihara kalkışır, telekız olur vs. Böyle insanları kurtarmak, bir müslümanın üzerine düşen görevdir.
Geçtiğimiz günlerde Edip Yüksel, Cevat Babuna'nın Erenköy'deki evinde, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı uygunsuz ve hukuksuz bir oyunun planlandığı bir toplantıya katılmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Edip Yüksel'in de katıldığı bu toplantı polis tarafından basılmıştır. Ancak polis baskınını önceden haber alan Edip Yüksel baskından yarım saat önce güvenlik güçlerinden kaçmıştır. Edip Yüksel, polisin kendisini yakalama korkusundan gece sabaha kadar uyuyamayarak bir yerde gizlenmiştir. Sabahleyin mahkemeye gelip teslim olmuş, hakkında dava açılmıştır. Edip Yüksel, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı kurulan düzenin uygulanması için Türkiye'de daha uzun kalacakken son anda planını değiştirmiş, apar topar Türkiye'den kaçmıştır. Edip Yüksel hakkında yeniden savcılığa başvurulmuş, savcılık çeşitli suçlardan hakkında yeniden soruşturma başlatmıştır.
Edip Yüksel ve Cevat Babuna arasında garip bir ilişki var.
Edip Yüksel, Ehl-i Sünnet inancında farz olan 5 vakit namazı, 3 vakite indirmiştir. Sünnet namazlarını da reddetmektedir. Namazın Müslümanlar için 5 vakit farz olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında ve internet sitesinde net ve açık olarak beyan edilmektedir. Bu konu, Ehli Sünnet itikadında, ayet, hadis, icma ile savunulur. Edip Yüksel, 1400 yıldır anlatılan İslam dinini kendi yorumlarıyla değiştirmektedir.
Edip Yüksel, Ehli Sünnet inancını reddeden bir kişidir. Cevat Babuna da Edip Yüksel'i tüm gücüyle desteklemektedir.
Edip Yüksel'in Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde bu konuda açıklamaları bulunmaktadır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544) (http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel, kendince sünnet namazlarının gereksizliğini de Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde anlatmıştır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544- 545)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel http://www.star.com.tr adresinde verdiği ve sitesinde de yayınladığı röportajında da sünnet, fıkıh ve hadisler hakkında aynı ifadeleri tekrarlamış, Ehli Sünnet inancını reddettiğini açıklamıştır.
( http://19.org/index.php?id=45,151,0,0,1,0)
Edip Yüksel, Notlar Risalesi adlı kitabının 28. sayfasında mürşidi olan Reşat Halife'yi peygamberi olarak kabul etmişti, "Reşat Halife'nin "PEYGAMBERİMİZ'E VE HZ. İBRAHİM'E DENK, EN SON RESUL OLDUĞUNU" iddia etmişti. Edip Yüksel'in kitapta anlattıkları şöyledir:
"REŞAT HALİFE KENDİSİNE İNANILMASI HUSUSUNDA RUHLAR ALEMİNDE BÜTÜN PEYGAMBERLERDEN, HATTA BİZİM PEYGAMBERİMİZ'DEN DE; ALLAH' IN (C.C.) SÖZ ALDIĞI PEYGAMBERİMİZ VE HZ. İBRAHİM'E DENK, EN SON RESULDÜR. İBRAHİM, MUHAMMED VE REŞAT İslâm dininin, köşe taşlarını oluşturur. İbrahim İslâm'ın, uygulamalı ibadetlerini bildirdi. Muhammed Kur'ân-ı getirdi. Reşat ise; Kur'ân-ın Tanrısal kaynağını, fiziksel olarak kanıtladı." (Notlar, s. 28, Edip Yüksel)
Çok uzun süre bu kişinin peygamber olduğunu iddia etti. Sonra bu iddiasından vazgeçtiğini söyledi. Sonra herhalde etrafındaki insanların kınamasından dolayı vazgeçti.
Son olarak, www.19.org adlı internet sitesinde ise, KENDİSİNE VAHİY GELDİĞİNİ iddia etmekte ve TEVBE SURESİ'NİN SON İKİ AYETİNİ REDDETTİĞİNİ açıkça söylemektedir.
http://19.org/index.php?id=70,232,0,0,1,0
Edip Yüksel, ehli sünnet inancına zıt, buna benzer bir çok yanlış görüşleri olan bir kişidir. Bu, Türkiye'deki bütün Müslümanlar tarafından da bilinmektedir.
Edip Yüksel ayrıca www.19.org adlı internet sitesinde namaz konusunda da Ehl-i sünnet inancına aykırı bir başka açıklamada daha bulunmuştur. Edip Yüksel şöyle demektedir:
... Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir...(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel Mesaj isimli Kuran mealinde de aynı ifadeleri tekrarlamıştır. Mesaj kitabının 542. sayfasında Giyim bölümünde Edip Yüksel şunları yazmıştır:
"Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur. Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir..."
Cevat Babuna ve eşi Semin Babuna'nın kıyafet anlayışı da göz önünde bulundurulursa, onların da Edip Yükselin yolunda oldukları anlaşılıyor. İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor.
Diyanet İşleri Bakanlığı'nın "namazın sünnet ve adabı" ile ilgili fetva bölümünde, namaz kılınırken düğmelerin dahi tam olarak ilikleneceği şekilde kıyafete çeki düzen verilmesi gerektiği söyleniyor. (http://efetva.diyanet.gov.tr/fetva.htm)
Ehli Sünnet inancında böyle bir titizik var. Edip Yüksel ise salkım saçak tümüyle çırılçıplak namaz kılınabileceğini söylüyor. Ailem de benim bu kişiye uymamı, bu kişinin inançlarını benimsememi istiyor.
Adnan Oktar, bana Ehli Sünnet inancına ve Diyanet İşleri'nin ilmihaline uymayı tavsiye ediyor. Ben Ehli Sünnet'e titiz olan Adnan Oktar'a a mı uyayım? Yoksa Edip Yüksel gibi bir şahsa mı? Ailem Edip Yüksel'in fikirlerine uymamı istiyor. Ben de Harun Yahya'nın Ehli Sünnet'e uymaya çağırdığı yayınlarını okumak istiyorum. Ben doğru olan yolun böyle olduğuna inanıyorum.
Edip Yüksel Amerika'dan buraya gariban, fakir bir insanın davetiyle gelir miydi bilmem. Ama ailemin zengin olduğunu bildiği için, ona "Gel Oktar'ı kurtar" demişler. Taa Amerika'dan güya beni kurtarmak için birlerce kilometre yolu gelmiş. Tabi, ‘yol masraflarını, harçlığını kim karşıladı' diye sormaya bile gerek yok. Kendince amiyane tabirle beni kafalamak için her türlü üslubu kullanıyor. Ailem de, onun beni kafalayabileceğinden, Sayın Adnan Oktar'a karşı cephe almamı sağlayabileceğinden çok eminler. Edip Yüksel de bu durumdan çok emin görünüyor. Buraya o kadar yol katedip binbir emekle gelmiş. Ama ailemin düzenlediği toplantıya polis baskını olunca morali çok bozuldu. Oradan da zar zor kaçtı. Gece sinirinden sabaha kadar uyuyamamış. Sonra da o sinirle Amerika'ya dönmek zorunda kaldı. Şimdi de daha hala beni kafalayabileceğini düşünerek o ilginç kafasıyla yazmaya devam ediyor.
Edip Yüksel daha önce entel özentisi bazı münafıkları kandırmış olabilir ama aklı başında hiçbir Müslümanı kandıramayacağını bilmesi gerekir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Edip Yüksel'in http://19.org adresindeki sitesinde Atatürk'e, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına sürekli olarak son derece galiz ifadelerle hakaret ettiğini tespit etmiştir.
Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ar-Ge Bilişim Suçları Büro Amirliği Edip Yüksel'in sitesindeki suç unsurlarını tespit etmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da siteye erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.
Savcılığın talebini yerinde gören İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 10.04.2007 tarih, 2007/614 Müt sayılı kararıyla siteye erişimin engellenmesine karar vermiştir.
Edip Yüksel'in devlet organlarına ve yargı mensuplarına mesnetsiz iddialarla, galiz ifadelerle hakaret ve iftira etmesi sebebiyle aleyhinde açılan tek dava bu değildir.
Edip Yüksel aleyhinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 Sayılı yasanın 1 – 2 – 3 / a maddelerine dayanarak (2 kez) cezalandırılması için 22.09.2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. Dava Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2006 / 508 E. Sayılı dosyada devam etmektedir.
Ayrıca Edip Yüksel'in Atatürk'e, yargı organlarına ve mensuplarına, Türk Silahlı kuvvetlerine yönelik galiz hakaretleri sebebiyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçmiş bulunmaktadır.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Edip Yüksel'in bu suçlardan cezalandırılması için kamu davası açmak üzere soruşturma yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2007/1189 Hz. Sayılı dosyasında ve Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nın 2007/7759 Hz. Sayılı dosyasında, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına yönelik düşmanca ifadeleri sebebiyle Edip Yüksel aleyhinde kamu davası açılmak üzere soruşturmalar devam etmektedir.
Cevatçıların açtıkları internet siteleri Türk adaletinin demir yumruğuyla yerle bir oldu. Resmi mahkeme kararı infaz edilerek bu site susturuldu. Şimdi adalet önünde yaptıkları iftiraların, suçların hesabını verecekler. Haklarında açılan yüze yakın davada sanık sıfatıyla adalet önüne çıkarılacaklar.
Cevatçılar şarapçı kadavrayı tesselli ediyorlar. Sana
yeni siteler buluruz. Ona buna iftira atarsın. Kadavra
işi gücü olmayan 40 yaşına yakın bir zavallı. Yancılıkla
besleniyor.
Yancı kadavranın özellikleri
1. Yancı kadavra kendisinde panik atak olduğunu iddia eder. Gittiği doktorları ve etrafını da kandırarak sürekli uyuşturucu hap kullanır. Bu, hapçılığa olan özentisindendir. Uyuşturucu hap kullanma özelliği yıllardan beri devam etmektedir.
2. Şarap veya alkollü içki içtiğinde rahatlayacağını, bunun kendisi için zaruri olduğunu söyler ve kendini acındırarak etrafından sürekli içki ister.
3. Yancıdır. İşi gücü yoktur. 40 yaşına dayanmıştır, hiçbir yerde çalışmamıştır. Kendini ruh hastası göstererek, acındırarak kendine baktıran bir kişidir.
4. Kimsenin yemeğinden, kimsenin sofrasından yemekten çekinmez. Tiksindirici şekilde, kendini kaybetmiş tarzda yemek yer.
5. Vücudundaki büyük ve çaplı yara izlerine rağmen, onları açarak; bütün vücudunu sarmış, kanserojen özellik göstermiş benlerini ve erkeksi vücudunu göstererek kendi aklınca etrafını etkilemeye çalışır.
6. Erkek eli gibi koca ellerini sallayarak ve koca ayaklarını açarak, bir yerden bir yere delice bir hızla, erkeği andıran bir şekilde koşarcasına yürür.
7. Deli enerjisiyle bilgisayarın başına geçtiğinde içkinin ve hapın etkisiyle uyuşmuş beyniyle hayal alemi iyice gelişir ve kafası her türlü iftiraya uygun hale gelir. Düzmece senaryolar oluşturmaya başlar. Bunu da etrafına yaşanmış olaylar gibi anlatır. İftiraya dayananların vazgeçilmez iftira kaynağıdır. Çünkü çok ucuz bir insandır; birkaç bardak şarap ve biraz yemek bu kişiye yeterli olur.
8. Menfaat temin etmeyi umduğu kişilere uzun uzun yalakalık yapar. Kendince sırnaşacağını düşündüğü kişilere özel bir yalakalık şekli vardır.
1. Kadavra denilen kadın 13 yıl boyunca zavallı bir ruh hastası taklidi yaparak kendine baktırmış bir kişidir. Tipik alkolik karakteri göstermektedir.
2. Aldatma ve yancılıkla elde ettiği yiyecekler, ona bir fayda vermemiş, vücudunun ön ve arka kısmında derin tiksindirici ameliyat izleri oluşmuştur.
3. Bozulmuş deforme olmuş çok sayıda kanserojen benin kapladığı, nasırlaşmış, itici bir cilde sahip olmuştur.
4. Tamahkar, hilebaz, düzenbaz ve alkolik karakterli hasta bir ruha sahiptir.
5. Bir avuç yaşlı ve saplantılı insanın saplantılarını kullanarak onlardan çıkar elde etmektedir.
6. Yalancı şizofren hafızasını ve bilmiş hastalıklı zekasını kendince haset ettiği insanlara karşı düşmanlık yapmak için kullanmaktadır.
7. Amacı bu yaşlı ve saplantılı insanlardan, özellikle alkollü içkiler elde etmek, onların evlerindeki her türlü ağır antidepresan hapları, ağrı giderici ilaçları almak, evlerindeki her türlü yiyecekten istifade etmek ve bulduğu herhangi boş bir yerde uyumaktır. (Bu basit insan, bayat da olsa hap, yiyecek ne bulsa onu yer içer.)
9. Bu alkolik yancı insanın doğrudan para almak gibi bir karakteri yoktur. Bulduğu yerde uyur, bulduğu yerde yer, bulduğu uyuşturucu hapları içer.
10. Bu yaşlı ve saplantılı insanların ihtiyacı olan her türlü yalan ve iftirayı sürekli geliştirip, onlara destek oluyormuş görünümü vererek kendine baktıracak yeni bir meslek edinmiştir.
11. Bu yaşlı insanlar, bu kişiden tiksinip iğrenmelerine rağmen, ondan elde edecekleri yalanlara ve iftiralara ihtiyaçları olduğu için “iğrenç mahluk” dedikleri bu akıl hastasına tahammül etmektedirler.
12. Kadavra da kendince böyle iftiralar atarak hem içinde buluduğu aşağılık kompleksini dindirmeye çalışmakta, hem de haset ettiği bu insanlara zarar verdiğini düşünerek kendince sevinmektedir. Ama her yaptığı oyun ayağına dolanmakta, her yaptığı rezillik onun karanlık dünyasını daha da karartmaktadır. İnanan tertemiz Müslümanlara hiçbir şekilde zarar verememektedir.
...Gerçekten o,
kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak
insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 68)
İşte
böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu"
(veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün
kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)
...
Ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte
bulunanları işte böyle ödüllendiririz. (Kasas Suresi,
14)
... Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.
(Sad Suresi, 20)
"... Ben size bir hikmetle geldim..." (Zuhruf
Suresi, 63)
Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz
ve Tarafımız'dan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan
bir kulu buldular. (Kehf Suresi, 65)
Hak dini tebliğ etmekle
görevlendirilen tüm elçilere Allah katından bir ilim
ve hikmet verilmiştir. Hz. Zu'lkarneyn, Hz. Hızır, Hz.
Davud, Hz. İsa hep Allah'ın hikmet verdiği elçilerdendir.
İşte Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde de salih müminlerde
olan bu hikmet vardır. Sn. Oktar profesör değildir,
yurtdışında eğitim de görmemiştir ama Allah'ın izniyle
"özü kapsayan bilgiye ve hikmete" sahiptir. Allah, kendisine
özel bir ilim nasip etmiştir. Yoksa eğer böyle eserler
oluşturmak üniversite eğitimiyle olacak olsaydı, Irak'ta,
Mısır'da, Suudi Arabistan'da eğitim almış, profesör
olmuş, ihtisas yapmış bir çok alim vardır. Ancak şu
an Sayın Adnan Oktar İslam aleminde tektir. Dünyadaki
en etkili eserler Sayın Adnan Oktar'ın eserleridir.
Tebliğ yapacak olan herkes, Sayın Oktar'ın eserlerini
referans almakta, bu eserleri kullanarak seslerini duyurmaktadır.
Nitekim tarih boyunca gönderilmiş
hangi peygamber, hangi sahabe üniversite eğitimi almıştır?
Peygamber Efendimiz (sav) üniversite eğitimi almamıştı.
Yabancı dil de bilmiyordu. Hatta ümmiydi (okuma yazma
bilmeyen veya tahsil görmemiş kimse). Ve Allah Kuran'da
Müslümanlara "Allah'ın ümmi olan elçisine uymalarını"
bildirmişti:
Onlar ki, yanlarındaki
Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları
ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar;
o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü)
yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram
kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri
indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım
edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler;
işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf Suresi, 157)
De ki: "Ey
insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir
elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız
O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür.
Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman
edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır.
Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. (Araf Suresi,
158)
Allah Peygamber Efendimiz
(sav)'in fakir ve yetim bir insan olduğunu ve ümmi olduğunu
ayetlerde bildirmiştir. Fakat Allah onu bütün kainatın
efendisi kıldı. Ondan evvel de Hz. Yusuf çocuk yaşta
kuyuya atıldı, hapse kondu, ezilmeye çalışıldı ama Allah
onu Mısır'a sultan yaptı. Sayın Adnan Oktar da ümmi
bir insandır. Ancak bilinmelidir ki Allah nimetini hiç
umulmadık insanlara verir. Seçtiği kullarını, velisini
insanların içinde saklar. Hz. Musa da peygamber olarak
geldiğinde, kavminin hiç ummadığı bir insandı. "Göğsüm
sıkışıyor, dilim dönmüyor..." (Şuara Suresi,
13) ayetinden, Hz. Musa'nın heyecanlı bir insan olduğu
anlaşılıyor. Ama Allah onu seçmişti. Kavmine elçi olarak
onu layık görmüş, ona Katından bir üstünlük ve ilim
vermişti. Aynı şekilde, "Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda
bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni
sarıverdi..." (Enbiya Suresi, 83) ayetinden anlaşılacağı
gibi, Hz. Eyüp'ün de çeşitli hastalıkları vardı. Ama
Allah onu da alemlere üstün kılmış, peygamber olarak
onu seçmişti.
Bu nedenle üniversite bitirmenin,
profesör olmanın, sonucunda hiçbir şey başaramadıktan
sonra bir önemi yoktur. İnsanlar "nasıl olur da Amerika'da
öğrenim görmemiş, ihtisas yapmamış biri dünyayı yerinden
oynatır" diye şaşırıyorlar. "Böylece: "Allah
içimizden bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri
için onlardan bazısını bazısıyla denedik."
(Enam Suresi, 53) ayetinde haber verilen insanlar gibi
haset içerisinde bu gerçeği reddetmeye çalışıyorlar.
Evet Sayın Adnan Oktar ümmidir;
ama Allah ona çok özel bir ilim ve hikmet vermiştir.
Tek başına tüm dünyada çok büyük bir etki meydana getirmekte,
eserleriyle dünya çapında bir aydınlanmaya ve hidayete
vesile olmaktadır.
İnsanların içerisine düştükleri
bu durum, Allah'ın Hz. Talut'u elçi olarak seçtiğinde,
kavmindeki kişilerin haset ve kıskançlık ile dile getirdikleri
şu sözleri akla getirmektedir:
Onlara peygamberleri
dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi."
Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak
sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken,
nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun
olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu
Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü
arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti
ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi,
247)
Allah şeytanın müminlerin
salih faaliyetlerini engellemek için yaygara yapacağını
bildirmiştir:
Onlardan
güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların
ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda
ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde
bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
(İsra Suresi, 64)
Üç beş kendini bilmezin
yaygarası ile, Sn. Adnan Oktar'a karşı muhabbet sevgi
ve bağlılık bilakis çok daha alevlenip şiddetlenmektedir.
Şeytanın yaygaraları beni, kardeşlerimi, arkadaşlarımı,
kimseyi etkilemez. Tam aksine Sayın Adnan Oktar'a olan
sevgiyi, muhabbeti ve güveni kat be kat arttırır ve
arttırmaktadır.
Sabetaycı
sapkın inançlara sahip ailelerin Müslüman, milliyetçi
Türk gençliğine karşı açtıkları mücadeleye dikkat çekmek
için inşaAllah 11 mayıs anneler gününde annelerin toplantısı
olacak. Saatini ve yerini ayrıca buradan bildireceğiz.
Geniş medya katılımının da olacağı bu toplantıya Atatürkçü,
milliyetçi, mukaddesatçı aileleri davet ediyoruz.
Cevatçılar kendi aralarında Yancı Kadavra olarak kod
ismi verdikleri, orada burada aç karnını doyurmaya çalışan
zavallı bir yaşlı kadına bir kaç bardak şarap içirip,
karnını doyurup, Sn. Adnan Oktar aleyhinde yazılar yazmak
için teşvik etmekle çok büyük hata yapıyorlar. Allah'ın
kendisine verdiği beladan haşa Allah'a kinlenen ve kendini
şaraba veren Yancı Kadavra denen bu zavallı yaşlı kadının
hayal gücü de geniş olduğu ve işi gücü de olmadığı için
aklına ne gelirse uydurup yazıyor. Seni milletvekili
yapacağız diye de bu akıl hastası zavallıyı kandırıyorlar.
Bu insan açtır. Daha önce de Bilim Araştırma Vakfı'na
yanaşmaya çalıştı. Oradan kovuldu. Sonra bunlara yanaştı.
Başka yerde karnını doyursalar oraya da gidecek zihniyette
bir insan.
Semin Babuna diyor ki:
Türk kadını böyle olur. Türk kadınları bana
benzesin.
Örnek Türk ailesi böyle olur, Türk gençleri
bize benzesin.
Cevat
Babuna diyor ki:
Sn.
Adnan Oktar'ın anlattıkları yanlış, Türk
gençliği bana benzesin.
Kendilerinin
Türk gençliğine örnek olduklarını ve Türk
gençliğinin kendileri gibi olması gerektiğini
söyleyen bu ekip Türk gençliğini kendilerine
çağırıyorlar.
Gelin
sizi kendimize benzetelim diyorlar, özetle,
Türk gençliğinin kendileri
gibi olması gerektiğine inanıyorlar.
Resimde
görüldüğü gibi!
Sn. Adnan
Oktar'ın kitapları yazmadığını söylüyorsunuz.
Bir an için öyle farzedelim. Daha önce Adnan
Oktar'ın yanında olduğunu iddia edip ayrıldığını
söyleyen bir çok münafık var. Bunlar bu kitapları
biz yazıyorduk diyorlar. Başlarında da
Cevat Babuna var, üstelik profesör. Ayrıca kendisine
Uçan Türk dendiğini iddia eden bir profesör.
Üstüne üstlük Amerika'da ihtisas yapmış birisi.
Diğer profesör arkadaşlarını da toplasın, istediği
gibi ilave bir ekip daha kursun ve sonra da
Sn. Adnan Oktar'ın yazdığı kitaplar gibi bir
tane kitap yazsın görelim. Yoksa hiç konuşmayın.
Yaratılış Atlası kitabının tüm Dünyada atom bombası
etkisi yapması masonları ve Sabetaycıları şoka
soktu. Maddi manevi bütün imkanlarıyla Bilim Araştırma
Vakfı'na ve Sayın Adnan Oktar'a karşı kendilerince
karanlık bir mücadele yürütüyorlar. Her saldırı
her oyun müslümanları hem güçlendirir, hem daha
da canlandırır ve daha da biler.
De
ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan başka
şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten
sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları,
arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel"
diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde
gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç
şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin
Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk."
(6/71)
SABETAYCILAR KAHPE TUZAKLAR PEŞİNDELER
Bilim
Araştırma Vakfı'na ve Sn. Adnan Oktar'a karşı kirli
bir ekip hazırlayan Sabetaycılar, Sn. Adnan Oktar'a
suikast yapılması dahil çok karanlık planlar peşinde.
Fahişelerden, telekızlardan, defolu antika görünümlü
şahıslardan, bazı insan hurdalarından oluşan bu ekip,
iftiracı, her türlü rezillikten utanmayan, yalan söylemeyi
alışkanlık haline getirmiş karakterdeki kişilerden oluşmaktadır.
Para ve çıkar için herşeyi yapabilecek zihniyette olan
bu kişiler, inşaAllah Türk adaletinin demir yumruğu
ile ezileceklerdir. Her hareketleriyle yeni bir suç
oluşturmakta, suç dosyaları sürekli kabarmaktadır. Türk
mahkemeleri önünde önümüzdeki günlerde teker teker hepsi
hesap verecektir.
Milliyet Gazetesi,
26 Mart 2007
Reyting Canavarı
"OBJEKTİF'te
Babuna Ailesi ve Adnan Hoca ilişkileri vardı. Anne
Babuna çocuklarının Adnan Hoca tarafından beyinlerinin
yıkandığını söylüyor. Babuna ailesi enteresan bir
aile. Onların ilişkileri "Alacakaranlık Kuşağı"
gibi. Aynı programda Hüma Babuna telefondaydı. Programa
katılan Türkan Akyüzalp ve Emel Tezyapar da çocuklarının
beyinlerinin Adnan Oktar tarafından "uyuşturulduğu"
iddiasındaydı. Ne tesadüf programa katılan Türkan
Hanım'ın kızı Ebru Akyüzalp Hüma Babuna'nın yanındaymış!
O telefonda annesine "saldırgandır, küfürbazdır"
dedikçe Anne, "İşte bakın görüyorsunuz"
diyor. Çocuk dedikleri de ortalama 30 yaşında!
...
Emin
Şirin ile ilgili bütün iddialara ait belgeleri yakında
bu sitemde yayınlayacağım.