Ana sayfa E-mail
  Sayın Adnan Oktar'ın Yabancı Medya Kuruluşlarıyla 25 Mayıs 2007 tarihindeki basın toplantısı
  Sayın Adnan Oktar'ın Objektif Programı için verdiği 24 Mayıs 2007 tarihli son röportaj
  BAV'nın 23 Mayıs 2007 tarihinde düzenlediği basın toplantısı
  BAV'nın 19 Mayıs 2007 tarihinde düzenlediği basın toplantısı
 
  EVRİMCİLER DİKKAT:
FOSİLLER EVRİMİ REDDEDİYOR
 
  Ayetler
  Sn. Adnan Oktar ve
BAV Hakkında Görüşlerim
  Bir Kafkas Seyyidi olan Sn. Adnan Oktar'in Şeceresi
  BAV ile Olan Tanışıklığım
  Sn. Adnan Oktar'ın kitapları ile ilgili mütalaalar
  Dilekçeler
  BAV Mensuplarının aileleri iftiraları yalanlıyor (video)
  BAV Mensuplarının aileleri iftiraları dilekçelerle yalanlıyor
 
  Hz.Mehdi'nin geleceğini söyleyen ehl-i sünnet alimleri

 

 

Star TV'de yayınlanan 17 Nisan 2007 tarihli Objektif Programı'nda Sn. Adnan Oktar ile yapılan röportajın deşifresi

 

Basında çıkan BAV ve Sayın Adnan Oktar ile ilgili haberler

 

Star TV'de yayınlanan 22 Mart 2007 tarihli Objektif
Programının deşifresi

 

BAV Mensuplarının ailelerinin TBMM'deki görüşmeleriyle ilgili haberler

 

Kızkardeşim Hüma Babuna'nın 15 Mart 2007 tarihli Habertürk ana haber bültenindeki açıklamaları:

 

Kızkardeşim Hüma Babuna'nın açıklamaları

 

Sayın Adnan Oktar'ın Tempo Dergisi ile Yaptığı Röportajdan Bölümler

 

Kadir Çelik'in Objektif Programlarından Bölümler

 

Cevat Babuna'nın Bilim Araştırma Vakfı Adına Katıldığı Konferanslar Ve Övücü Sözleri

  Sabetaycı Basın Çıldırdı

Pek Yakında Açılacak Sitelerim:


www.babuna.net
www.babuna.org

 

 

 
- Hüma Babuna .org
- Eda Babuna .com
- Tuba Babuna .com
- Ebru Akyüzalp.com
- Sinem Tezyapar.com
- Oktar Babuna İftiralara Cevap Veriyor.com
- Babuna Cevap.com
- Cevat Babuna'ya Cevap.com
- Hüma Babuna Cevap.com
- Çalınmış Gençler.com
- Adnan Oktar Aileler.com
- Işıldar Cevap.com
- Hüma Babuna Evrime Cevap.com
- Eda Babuna Darwin'e Cevap.com
- Babuna Yeğenleri.com
- Ceylan Özgül.com
- Selda İnal.com
- Koç Cevap.com

 


 



TÜRK ADALETİ BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI VE SAYIN ADNAN OKTAR'I AKLADI. İFTİRACILAR ADALETİN DEMİR YUMRUĞU ALTINDA EZİLDİLER. >>>


HUKUKSUZLUĞA KARŞI BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NIN VERDİĞİ HUKUK MÜCADELESİNDE HUKUK ZAFERLERİ PEŞPEŞE

5 Mayıs 2007 tarihli Akşam Gazetesi'nde yayınlanan tekzip >>>
5 Mayıs 2007 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan tekzip >>>
5 Mayıs 2007 tarihli Takvim Gazetesi'nde yayınlanan tekzip >>>


Cevat Babuna'nın ekibinin hukuksuz girişimlerinin hepsi hezimetle sonuçlanıyor. Açtıkları her iki site de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Yine iftiraya dayalı kanunsuz faaliyetleri olan bazı yabancı siteler de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Şu anda hemen her gün adliye koridorlarında hesap veriyorlar. Türk adaleti her yönden bu şahısların yakasına yapışmış durumda. Bundan sonraki kanunsuz faaliyetleri de yine Türk adaletinin demir yumruğu ile ezilmeye devam edecek.


Sayın Kadir Çelik'in Hatası

Sayın Kadir Çelik'in en belirgin hatalarından biri karşı taraf çok galiz iftiralar atıyor. Onlara 'Niye böyle iftira atıyorsunuz, abuk subuk konuşuyorsunuz' demiyor. Ama biz gerçekleri söylediğimizde 'Niye ana babana iftira atıyorsun' diye böyle bir ikileme giriyor.


Dikkat ederseniz televizyon ekranlarına çıkan aileler sürekli fakirlikten dem vurmakta, hiç paralarının pullarının olmadığını, maddi imkanlarının sıkışık olduğunu, cümle aralarında ehemmiyetle vurgulamaktalar. Demek istedikleri "Parayı kim verirse biz o tarafa döneriz" mantığında. Şu an Cevat Babuna para veriyor. Boş yere çıkar beklentisi içindeler bu kişiler. 'Para vermezseniz her türlü iftirayı atarız' mantığını işliyorlar. BAV'ın daha önce beraat ettiği dava döneminde ise, BAV'a karşı gayrı meşru hayatı benimsemiş, dejenere insanları, işşiz güçsüz, karanlık insanları çıkartmışlardı.


BAV ve Sayın Adnan Oktar'a iftira atmak tuzak hazırlamak gibi çirkin eylemler için Cevat Babuna'ya yanaşanlar işledikleri suçların cezalarını Türk adaleti önünde en ağır şekilde ödeyeceklerdir. 3-5 kuruş para için bu hale düşenler, milyonlarca lira para cezası ve hapis cezası ile karşılaşacaklardır. Bu kişilerin haklarında açılan yüzlerce dava ve soruşturma halen devam etmektedir. Bu uyarımın sebebi, gariban, işşiz, güçsüz, parasız kalmış bazı kimselerin, parasızlığın verdiği ruh hali ile gözü dönmüş şekilde suç işleme eğiliminde olmalarıdır. Bu yaptıklarından kazançlı değil zararlı çıkacaklarını önceden belirtiyorum. 'Bizi bir uyaran olsaydı keşke, bilsek böyle bir olayın içine girmezdik' dememeleri için. Sonra bir bahaneleri olamaz.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Cevat Babuna, Edip Yüksel, Semin Babuna, Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Rukiye Şimşek ile ilgili olarak suç işlemek için örgüt kurmak suçundan 2007/977 numaralı dosya ile soruşturma başlattı. Ayrıca Cevat Babuna'nın oluşturduğu bu ekipte görev alan avukat Rezzan Aydınoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, görevi kötüye kullanmak, dava tanıklarını tehdit etmek, davada taraf olmayan kişileri tarafmış gibi davaya soktuğu iddiasıyla 9.4.2007 tarihli bakanlık oluru ile kovuşturma başlatıldı. Ayrıca bu yapılanmanın elemanlarından olan Edip Yüksel hakkında da İstanbul, Ankara, Bolu Cumhuriyet Başsavcılıklarınca, Atatürk'e, devlete, orduya, hakimlere hakaret suçlarından soruşturma başlatıldı.

Ayrıca Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Semin Babuna, Cevat Babuna hakkında 2007/9239 dosya numarası ile 13 Mayıs gününde bir kısım karanlık insanları teşvik ederek ve azmettirerek suç işlemek üzere örgütlü saldırı hazırlığı suçuyla soruşturma başlatıldı.


Ünlü hadis kitabı Sahih Buhari'de, Peygamberimiz (sav)'in şeceresi hakkında şöyle bir bilgi vardır:

"Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Adnan'a kadar kesintisiz bilinen nesebi sırasıyla şöyledir: Hz.Muhammed (sav), Abdullah, Abdulmuttalib, Haşim, Abdümenaf, Kusayy, Kilâb, Mürre, Kâb, Lüey, Galib, Fihr, Malik, en-Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike, İlyâs, Mudar, Nizâr, Maadd, Adnan" (el-Buharî,4238; İbn Hişam, 1/1-2)

Buradan da görüldüğü gibi, Peygamberimiz (sav)'in soyu Adnani'dir.

Peygamberimiz (sav) hadislerinde, Hz. Mehdi'nin ve babasının adıyla ilgili şu bilgileri vermiştir:

Ebu Davud ile Tırmızi'nin İbni Mesut (RA) dan nakil ettiklerine göre, Allah'ın Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: "Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık (uygun) olacaktır..." (Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 9. baskı, s. 159-160)

Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan rivayete göre;
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Benim Ehl-i Beytim'den ismi ismime uygun olan bir adam (Mehdi), bütün Araplar üzerine hakimiyet kuruncaya kadar dünya (yok olup) gitmez."

Başka bir rivayete göre, şöyle buyurmuştur:

"Dünya hayatından sadece bir gün kalmış olsa bile, benim
Ehl-i Beytim'den ismi ismime uygun olan bir adam (Mehdi'yi)
gönderinceye kadar Allah (c.c.) o günü muhakkak uzatır..."
-Tırmızi, Ebu Davud, Nesai, Beyhaki ve Ebu Amr Ed-Dâni tahric etmişlerdir.-

Satanistlerin yazışmalarından

  • Daha önce kızını ve kendini pazarlayan Silikonlu Nuran'ın, Saxo Q'nun siğillerinin anal ve cinsel organ bölgesini sarması nedeniyle iş yapamaz hale geldiği için yeni gayrı meşru arayışlar içine girdiğini
  • Bu yüzden son olarak, yeni bir gayrı meşru gelir elde etmek için, homoseksüel Kız kerem ile homoseksüel Manyak Gergedan lakaplı kişileri cinsi sapıklara pazarlama gibi iğrenç bir yola saptığını
  • Homoseksüel Kız Kerem'i, pazar akşamı bir iş adamına kadın kıyafeti giydirerek Manyak Gergedan lakaplı homoseksüel ile kol kola gönderdiğini
  • Ayrıca evlere giderek bir kozmetik firmasının ürünlerini illegal pazarlayan bu ekibe mensup bir kadının, ahlaksızca talebi olanlara simsarlık yaptığını
  • Bu kadının güzellik malzemesine ihtiyacınız var mı diye evlere giderek kendince uygun gördüğü evlerdeki kişilerin, kadın talebi veya cinsi sapıksa bu tip eğilimlerini tespit ederek Silikonlu Nuran'a durumu bildirdiği ve bunun karşılığında bu gayri meşru işlerden Silikonlu Nuran'dan %30 pay aldığını
  • Yine bu kadın simsarı kadının illegal pazarladığı kozmetik ürünleri ile, homoseksüel Kız Kerem'in pazarlanmadan önce yüzüne bizzat makyaj yaptığını ve her makyaj başına bunlardan para aldığını, para kazanmak için böyle iğrenç bir metod bulduklarını öğrendik.

Yine bu yazışmalardan edindiğimiz bir bilgide de bu kişilerin bu bilgileri nasıl öğrendiğimize şaşırdıkları ve daha ketum olmaları gerektiğine dair karar aldıklarını tespit ettik.

Bu bilgiler yer yer saat saat elimizde mevcut. Böyle insanlar herşeyi yapabilecek kapasitededirler. Yazışmalarında kaybedecek birşeyimiz yok diyorlar. Onun için BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı herşeyi yapabilecek durumdalar. BAV ve Sayın Adnan Oktar'a düşman olan çevreler, bu kişilere belli miktarda para vererek saldırmaları ve tuzak kurmaları için kışkırtıyorlar. Bu kişilerin işi gücü de yok. Aç ve sefil insanlar. O yüzden tehlikeliler. Bu kişiler ve bu karanılık örgütlenme içine katılanlar, emniyet birimlerince uzun bir süredir izlenmektedirler. Haklarında birçok mahkemece çete ve illegal örgütlenmeden dolayı ayrıca şantaj, tehdit ve hakaret ile de ilgili soruşturmalar devam etmektedir. Henüz soruşturma aşamasında olduğu için detaylı bilgileri daha ileriki bir zamanda yine bu sitede açıklayacağım.


Müslüman basına sızması için Satanistlerce görevlendirilen "Silikonlu Nuran" lakaplı Satanist kadın, başörtülü resimler çektirerek muhafazakar bir kısım gazetelere bu resimleri göndermiş ve gazetelerinde yazar olarak görev almak istediğini söylemiştir. Azılı din düşmanı ve üst dereceden satanist olduğu halde kendini ehli sünnet dindar müslüman olarak tanıtmıştır. Fakat muhafazakar basın kuruluşları, kişiliğinden şüphelenerek bu kişiyi bünyelerine almamıştır. Silikonlu Nuran'ın buradaki amacı, ajan provakatör olarak Müslümanların arasına girmek, sahte ihbarlarda bulunmak, Müslümanlara yönelik baskı oluşturmak, Müslümanlar aleyhinde iftiralarda bulunmak ve onları mağdur etmektir. Bunun karşılığında bazı karanlık mihraklardan para alacağını sanan Satanist Nuran ve Saxo (Q) lakaplı kişiye karşı muhafazakar ve mukaddesatçı çevreler son derece dikkatli olmalıdır.


Satanistlerin yazışmalarında

  • Silikonlu İblis Nuran lakaplı satanistin, yıllarca evli olduğu halde fuhuş ile geçimini sağladığı,
  • Müşteri bulamayınca kendine silikon taktırdığı,
  • Bunu kendi çıkarı için yapmadığını, müşterileri istediği için bunu yaptırdığını söylediği
  • Ayrıca kendi kızını da Ataköy'de sattığı
  • Ataköy'de satış yapılan yere 'Dükkan' adını verdiği ifade ediliyor.

Bu yer Ataköy Gazi Sitesi'ndedir. Ve ismini verdiğim kişiler de (G., D.) doğrudur. Kanaatiniz gelmezse açık adres ve kapı numarasına kadar verebilirim. Hatta ahlak polisindeki kayıtlarına kadar verebilirim. Burda anlatılanların tamamı belgeli ve doğrudur. Ve bu iki satanistin yüzlerce müşterisi var. Bu kişilerden de bilgi aldık.

Ayrıca satanistlerin yazışmalarında

  • Silikonlu Nuran'ın iyice çökmüş bir insan olduğu için ve artık fuhuş yapamadığı için şimdi Cevat Babuna'ya yanaştığı
  • Cevat Babuna'ya 'Sana her türlü hizmeti yapabilirim, yazı da yazabilirim' dediği
  • Ve böylece satanist Q ile birlikte, BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhindeki yazıları yazanların bunlar olduğu
  • Karşılığında Cevat Babuna'dan para aldıkları
  • Hatta geçen gün, satanist homoseksüel Kız Kerem'in, daha önce televizyonda çıkan haberlerden hazırladığı uydurma propaganda kasetini, kendi aklınca BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhinde olabileceğini düşünerek çoğaltmak için Cevat Babuna'dan yüklü miktarda para aldığı belirtiliyor.

Tam bir sefalet, rezalet ve zavallı duruma düşme mevzu bahis. Cevat Babuna ile Semin Babuna'yı tokatlayan tokatlayana, kandıran kandırana.

Ayrıca bu yazışmalarda

Saxo (Q) lakaplı kişinin de fuhuş yapamamasının sebebinin cinsel organını ve anal bölgesini tamamen saran siğiller olduğu ve bunu da 'Logar çukurunda çiçek açtı' diye çok münasebetsiz bir üslupla anlattığı belirtiliyor.


Saxo (Q) lakaplı satanistin bir başka satanist ile yaptığı yazışmalarda Logar çukurunda ve yüzümde de çiçek açtı şeklinde bir yazışması var. Bunu araştırdığımızda satanistlerden aldığı pislik nedeniyle anal bölgesinde oluşan siğillerin yüzüne de bulaştığını ve bunun için doktor tespiti olduğunu öğrendik. Anal bölgesinden yüzüne bulaşan siğiller yüzünde açıkça görülüyor. Satanistler tarafından ajan provokatör olarak BAV içine sızdırılmaya çalışılan bu kişi hemen tespit edilmiş ve BAV camiasına hiçbir şekilde yaklaştırılmamıştır.


DİKKAT

SATANİSTLER BAV VE SAYIN ADNAN OKTAR'A KARŞI ÖRGÜTLÜ SALDIRIYA HAZIRLANIYOR

Satanist yazışmalarında,

Yine Satanistlerin yazışmalarında,

Ayrıca bu yazışmalarda

Bu kişilerin ne kadar tehlikeli insanlar olduğunu bir çok kişi bilmemekte. O yüzden buradan açıklıyorum.

Satanistlerin yazışmalarından

Satanistlerin yazışmalarında,

Yine bu yazışmalarda

Bu iki kişi ile ilgili burada yazılanlar, kendi mahallerinde de çok açık biliniyor, okullarında da. Saklı, gizli bir konu değil. Saxo (Q) lakaplı kişinin okulunda birkaç kişiye sorduğumuzda hemen bilgi verdiler. Hiç abartı da yok. Bire bir doğru hepsi. Örnek olarak, Saxo (Q) lakaplı kişinin kokainden burnunun genişlemesi açıkça görülüyor. Kokain sebebiyle rahatsızlanan diş etlerinden tedavi olduğu doktor raporu ile sabit. Hırsızlık olayı bizzat olayın mağdurları tarafından bildirildi. Fahişelik olayı sabit, evin yeri belli. En açık biligiyi okulundaki kişilerden alabilirsiniz. Ve tamamının doğru olduğunu anlayabilirsiniz. Ki burada belirtilenler en az kısmıdır.



ZEKERİYA BEYAZ HOCA EHL-İ SÜNNET OLUP OLMADIĞINI AÇIKLIĞA KAVUŞTURMALIDIR

Edip Yüksel, kendi internet sitesinde ve Mesaj isimli Kuran meali kitabının 542. sayfasında, "Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur. Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir..." şeklinde, Ehli Sünnet inancına tamamen aykırı bir açıklama yapmıştır. Zekeriya Beyaz da, "Bağırıyorum, Kuran kadına vücudunuzu örtün demiyor" diyerek, Ehli Sünnet inancına ait kesin bir hüküm olan tesettür konusunu reddettiğini belirtmiştir. >>


Sayın Kadir Çelik'in de bir sonraki programında ehl-i sünnet inancındaki kişileri çıkarması zaruridir, bu inandırıcı olmasını sağlar.


HZ. MEHDİ'NİN DÜNYADAKİ MANEVİ ORDUSU

Rabbimiz Kuran ayetleriyle tüm insanlara, İslam dinini tüm dinlere üstün kılacağını ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını müjdelemiştir. Peygamberimiz (sav) ise hadislerinde, bu müjdeli olayın gerçekleşmesinde Allah'ın, Hz. Mehdi'yi vesile kılacağını haber vermiştir. >>


KİMSE HASED ETMESİN, SAYIN ADNAN OKTAR KİTAPLARINI KENDİ YAZIYOR

Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, özlü bir bilgi ve hikmet içermektedir. Sayın Adnan Oktar, bir kitabındaki bilgileri çoğu zaman bir oturuşta kesintisiz olarak sabaha kadar, bazen de sabahtan akşama kadar anlatmaktadır. Kimi zaman 10-12 saat süren bu anlatımları teybe alınmakta ve daha sonra deşifresi yapılmaktadır. Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, bir solukta anlattığı bu özlü ve hikmetli bilgilerin yer aldığı deşifrelerden hazırlanmaktadır. >>


PSİKOLOJİK SAVAŞ DEVAM EDİYOR

Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan aleyhte faaliyetler, devlet içine çöreklenmiş bir çetenin psikolojik savaş ile ilgili bölümünün yaptığı faaliyetlerdir. Bu çete, solcu psikolojik savaş çetesidir. >>


MEHDİLİK İLANINI BOŞ YERE BEKLEMEYİN

Mehdilik ilan edilen bir müessese değildir. Mehdi insanlığa, bulunduğu yerden hal verir. Onun olduğu her yerde Allah'a iman ve bağlılık artar. Allah'ın izniyle, Mehdi'nin verdiği bu feyz ile Allah'a inanç, tüm dünyaya dalga dalga yayılır. İnsanların imanı pekişir, Allah korkuları artar. >>


SATANİSTLER ÖRGÜTLÜ OLARAK SALDIRIYA GEÇTİ

Cevat Babuna hareketini desteklediklerini açıklayan satanistler, ünlü elemanlarını devreye soktu. Satanist ayini düzenleyip şeytan üzerine intikam yemini eden satanistler, BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı her türlü eylemi yapma kararını aldıklarını açıkladılar.


Eğer Kadir Çelik, Mehdiyet konusunda samimi olarak doğru bilgilere ulaşmak istiyorsa, o zaman programına ehl-i sünnet alimlerini çağırması gerekir. Çünkü Mehdilik ve ahir zaman, ehl-i sünnet itikadının içine giren ve ancak ehl-i sünnet ulemasının görüş beyan edebileceği konulardır. Dolayısıyla ehl-i sünnet inancında olmayan kişileri çağırması, ilmi ve mantıki açıdan hiçbir anlam taşımaz. Bu konuda sözüne itibar edilebilecek kişiler, Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinin alimleridir. Aksinde, ehl-i sünnet'i reddeden insanların, ehl-i sünnet inancını değerlendirmeleri ilmen ve mantıken tamamen geçersizdir. Böyle bir şey hiç inandırıcı da olmaz. Çünkü hadisi, sünneti reddeden bir zihniyetin, ahir zaman konusunu değerlendirme gücü ve imkanının da olmayacağı açıktır.

Ayrıca ortada, 'Mehdi alametleri gerçekleşecek mi acaba?' diye tartışılacak bir konu da yoktur. Çünkü Mehdi alametlerinin hemen hemen tamamı oluşmuştur. (Gerçekleşen ahir zaman ve Mehdiyet alametleri için bakınız: http://www.ahirzaman.net/icindekiler/icindekiler_
ahirzamanvemehdi.html
) Dinsizliğin temelini oluşturan Darwinist felsefe tümüyle yok edilmiştir. Kısacası hadislerde Mehdi döneminde olacağı haber verilen olayların neredeyse tamamı gerçekleşmiştir. Türkiye'de Allah'a inananların sayısı % 98'e çıkmıştır. Darwinizm'e inananların sayısı ise % 10'lara düşmüştür. Bu da, Mehdi'nin ortaya çıktığının ve faaliyet halinde olduğunun en büyük alametidir.

Dolayısıyla Mehdi'nin kim olduğunun araştırılması önemli değildir. Önemli olan, hadislerde haber verilen Mehdi alametlerinin gerçekleşmiş olmasıdır. Bu da, bu konunun tartışılmasının geçersizliğini açıkça ortaya koymaktadır.


SATANİST SALDIRISINA DİKKAT

Silikonlu nuran, 6 yalama Q rumuzları ile yazı yazan iki çıkarcı sahtekar, dolandırıcılık yapıp çıkar sağlayamayınca yeni kapılar arayarak, çıkar sağlamaya çalışıyorlar.
(Not:  6 yalama Q rumuzunu kullanan kişi Ataköy'deki satanistlerin ileri gelenlerindendir ve çevresinde Saxo lakabıyla ünlüdür. Satanistler sapık seks ayinlerinde iğrenç kapasitesinden dolayı Saxo lakaplı bu kişiye ilave olarak "Tanker" lakabını da takmışlardır. Ataköy satanistlerinin liderlerindendir. Bu kişi gizli yazışmalarında "kancık şeytan" ve "morbidgoddess" rumuzlarını da kullanmaktadır. Satanistler arasında satanist eylemlerinden dolayı siyahlık payesine ulaşmıştır.)


Cevat Babuna ekibi boş dedikodularla uğraşırken Sayın Adnan Oktar'ın eserleri Avrupa üzerinde kasırga gibi esiyor. Küfrü Allahsızlığı yerle bir ediyor.


EHLİ SÜNNET İNANCINDA OLMAYAN KİŞİLERİN, EHLİ SÜNNETE AİT BİR İNANÇ OLAN AHİR ZAMAN KONUSUNDA TARTIŞMALARI MANTIKSIZDIR.

Ahir zaman alametleri, Hz. İsa'nın nüzulu, Hz. Mehdi'nin zuhuru, ehl-i sünnet inancında gerçekliği kesin olarak kabul edilen konulardır. Sayın Zekeriyya Beyaz ve Sayın Aytunç Altındal ehl-i sünnet inancını... >>>


HERHANGİ BİR KİŞİYE MEHDİ DENEBİLİR Mİ?

Bir kişi için cennetlik diyemeyiz, cehennemlik de diyemeyiz ama cennetlik olmasını umarız, buna hüsn-ü zan denilir. Herhangi bir kişiye Mehdi denemez. Herhangi bir kişi de Mehdi olduğunu söyleyemez. Fakat hüsn-ü zan edilebilir. Tıpkı bir kişinin cennete gidebileceğini, Allah'ın onu sevebileceğini ummak gibi. Allah, insanın dünyada korku ve ümit arasında yaşamasını istiyor. Ahirette gideceği yer cennet de olabilir, cehennem de olabilir. Müslümanlar biraraya geldiklerinde birbirlerinin cennetlik olacağına hüsn-ü zan ederler. Ümit ve korku arasında olurlar. Hüsn-ü zan güzeldir. Hüsn-ü hatime, yani güzel sonuç beklentisi güzeldir. İnsan, sevdiği ve güzel ahlaklı bulduğu bir kimseye, üzerinde Mehdilik alametleri varsa, bu alametler hadislere uygunsa, mekan, zaman ve uygulamaları hadislerde belirtilen Mehdi'ye benziyorsa, haklı olarak bu kişiye Mehdi olabileceği şeklinde bir hüsn-ü zanda bulunabiliriz. Bu çok makuldür. Kesin denemez ama, tıpkı bir insanın cennetlik olabileceğini ummak gibi bu yönde de hüsn-ü zanda bulunabilir.


MEHDİ ÇIKMAYACAK DENMESİ ÇIKACAĞININ ALAMETİDİR


PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN MÜBAREK ŞEMALİYLE, HZ. MEHDİ'NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ ARASINDAKİ BENZERLİKLER


TELEVOLE KÜLTÜRÜ BÜYÜK BİR TEHLİKEDİR


Ablamsız diye yazı yazan bir ruh hastası var. Daha önce intihar etmiş. Gece gündüz içki, sigara içen bir zavallı. Bu hakaret zannedilir ama hastane kayıtlarında mevcut intihar ettiği. Ruh hastası olduğu da tedavi gördüğü için mevcut kayıtlarda. Telekızlık yaptığını zaten yüzlerce kişi biliyor. Eroinman arkadaşları vardı. Onlar da intihar etti. Vücudunu ruh hastalığından tümörler sarmış. Bu sapığın bile yazılarından etkilenerek okuduklarına göre, demek ki insanlar olayların kökenine inmiyorlar. Hep kökenine indiğimizde pislik çıkıyor. Bu ruh hastası, ‘Ablamsız' diye duygusal yazılar yazmış. İstediği, ablasının kendisi gibi olması. İşte bu olmaz! Kardeşini kendi cehennemine çağırıyor. Kardeşi de bu cehenneme gitmek istemiyor.

Bu da çalınan bir gençlik. Küfrün, Allahsızlığın, Deccaliyetin çaldığı gençliktir bu. İntihara kalkışır, telekız olur vs. Böyle insanları kurtarmak, bir müslümanın üzerine düşen görevdir.


CAHİL BİR GAZETECİ'YE CEVAP


İDDİALARA CEVAP
(Star TV'de 17 Nisan 2007 tarihinde yayınlanan
Objektif programındaki iddialara cevaplar)


Geçtiğimiz günlerde Edip Yüksel, Cevat Babuna'nın Erenköy'deki evinde, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı uygunsuz ve hukuksuz bir oyunun planlandığı bir toplantıya katılmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Edip Yüksel'in de katıldığı bu toplantı polis tarafından basılmıştır. Ancak polis baskınını önceden haber alan Edip Yüksel baskından yarım saat önce güvenlik güçlerinden kaçmıştır. Edip Yüksel, polisin kendisini yakalama korkusundan gece sabaha kadar uyuyamayarak bir yerde gizlenmiştir. Sabahleyin mahkemeye gelip teslim olmuş, hakkında dava açılmıştır. Edip Yüksel, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı kurulan düzenin uygulanması için Türkiye'de daha uzun kalacakken son anda planını değiştirmiş, apar topar Türkiye'den kaçmıştır. Edip Yüksel hakkında yeniden savcılığa başvurulmuş, savcılık çeşitli suçlardan hakkında yeniden soruşturma başlatmıştır.


Edip Yüksel, Ehl-i Sünnet inancında farz olan 5 vakit namazı, 3 vakite indirmiştir. Sünnet namazlarını da reddetmektedir. Namazın Müslümanlar için 5 vakit farz olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında ve internet sitesinde net ve açık olarak beyan edilmektedir. Bu konu, Ehli Sünnet itikadında, ayet, hadis, icma ile savunulur. Edip Yüksel, 1400 yıldır anlatılan İslam dinini kendi yorumlarıyla değiştirmektedir. 
Edip Yüksel, Ehli Sünnet inancını reddeden bir kişidir. Cevat Babuna da Edip Yüksel'i tüm gücüyle desteklemektedir.

Edip Yüksel'in Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde bu konuda açıklamaları bulunmaktadır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544)

(http://www.19.org/km/EY/A01)

Edip Yüksel, kendince sünnet namazlarının gereksizliğini de Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde anlatmıştır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544- 545)

(http://www.19.org/km/EY/A01)

Edip Yüksel http://www.star.com.tr adresinde verdiği ve sitesinde de yayınladığı röportajında da sünnet, fıkıh ve hadisler hakkında aynı ifadeleri tekrarlamış, Ehli Sünnet inancını reddettiğini açıklamıştır.
( http://19.org/index.php?id=45,151,0,0,1,0)


Edip Yüksel, Notlar Risalesi adlı kitabının 28. sayfasında mürşidi olan Reşat Halife'yi peygamberi olarak kabul etmişti, "Reşat Halife'nin "PEYGAMBERİMİZ'E VE HZ. İBRAHİM'E DENK, EN SON RESUL OLDUĞUNU" iddia etmişti. Edip Yüksel'in kitapta anlattıkları şöyledir:

"REŞAT HALİFE KENDİSİNE İNANILMASI HUSUSUNDA RUHLAR ALEMİNDE BÜTÜN PEYGAMBERLERDEN, HATTA BİZİM PEYGAMBERİMİZ'DEN DE; ALLAH' IN (C.C.) SÖZ ALDIĞI PEYGAMBERİMİZ VE HZ. İBRAHİM'E DENK, EN SON RESULDÜR. İBRAHİM, MUHAMMED VE REŞAT İslâm dininin, köşe taşlarını oluşturur. İbrahim İslâm'ın, uygulamalı ibadetlerini bildirdi. Muhammed Kur'ân-ı getirdi. Reşat ise; Kur'ân-ın Tanrısal kaynağını, fiziksel olarak kanıtladı." (Notlar, s. 28, Edip Yüksel)

Çok uzun süre bu kişinin peygamber olduğunu iddia etti. Sonra bu iddiasından vazgeçtiğini söyledi. Sonra herhalde etrafındaki insanların kınamasından dolayı vazgeçti.

Son olarak, www.19.org adlı internet sitesinde ise, KENDİSİNE VAHİY GELDİĞİNİ iddia etmekte ve TEVBE SURESİ'NİN SON İKİ AYETİNİ REDDETTİĞİNİ açıkça söylemektedir.

http://19.org/index.php?id=70,232,0,0,1,0

Edip Yüksel, ehli sünnet inancına zıt, buna benzer bir çok yanlış görüşleri olan bir kişidir. Bu, Türkiye'deki bütün Müslümanlar tarafından da bilinmektedir.


Edip Yüksel ayrıca www.19.org adlı internet sitesinde namaz konusunda da Ehl-i sünnet inancına aykırı bir başka açıklamada daha bulunmuştur. Edip Yüksel şöyle demektedir:
... Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir...
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel Mesaj isimli Kuran mealinde de aynı ifadeleri tekrarlamıştır. Mesaj kitabının 542. sayfasında Giyim bölümünde Edip Yüksel şunları yazmıştır:
"Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur. Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir..."
Cevat Babuna ve eşi Semin Babuna'nın kıyafet anlayışı da göz önünde bulundurulursa, onların da Edip Yükselin yolunda oldukları anlaşılıyor. İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor.
Diyanet İşleri Bakanlığı'nın "namazın sünnet ve adabı" ile ilgili fetva bölümünde, namaz kılınırken düğmelerin dahi tam olarak ilikleneceği şekilde kıyafete çeki düzen verilmesi gerektiği söyleniyor. (http://efetva.diyanet.gov.tr/fetva.htm)
Ehli Sünnet inancında böyle bir titizik var. Edip Yüksel ise salkım saçak tümüyle çırılçıplak namaz kılınabileceğini söylüyor. Ailem de benim bu kişiye uymamı, bu kişinin inançlarını benimsememi istiyor.
Adnan Oktar, bana Ehli Sünnet inancına ve Diyanet İşleri'nin ilmihaline uymayı tavsiye ediyor. Ben Ehli Sünnet'e titiz olan Adnan Oktar'a a mı uyayım? Yoksa Edip Yüksel gibi bir şahsa mı? Ailem Edip Yüksel'in fikirlerine uymamı istiyor. Ben de Harun Yahya'nın Ehli Sünnet'e uymaya çağırdığı yayınlarını okumak istiyorum. Ben doğru olan yolun böyle olduğuna inanıyorum.


Edip Yüksel Amerika'dan buraya gariban, fakir bir insanın davetiyle gelir miydi bilmem. Ama ailemin zengin olduğunu bildiği için, ona "Gel Oktar'ı kurtar" demişler. Taa Amerika'dan güya beni kurtarmak için birlerce kilometre yolu gelmiş. Tabi, ‘yol masraflarını, harçlığını kim karşıladı' diye sormaya bile gerek yok. Kendince amiyane tabirle beni kafalamak için her türlü üslubu kullanıyor. Ailem de, onun beni kafalayabileceğinden, Sayın Adnan Oktar'a karşı cephe almamı sağlayabileceğinden çok eminler. Edip Yüksel de bu durumdan çok emin görünüyor. Buraya o kadar yol katedip binbir emekle gelmiş. Ama ailemin düzenlediği toplantıya polis baskını olunca morali çok bozuldu. Oradan da zar zor kaçtı. Gece sinirinden sabaha kadar uyuyamamış. Sonra da o sinirle Amerika'ya dönmek zorunda kaldı. Şimdi de daha hala beni kafalayabileceğini düşünerek o ilginç kafasıyla yazmaya devam ediyor.

Edip Yüksel daha önce entel özentisi bazı münafıkları kandırmış olabilir ama aklı başında hiçbir Müslümanı kandıramayacağını bilmesi gerekir.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Edip Yüksel'in http://19.org adresindeki sitesinde Atatürk'e, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına sürekli olarak son derece galiz ifadelerle hakaret ettiğini tespit etmiştir.

Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ar-Ge Bilişim Suçları Büro Amirliği Edip Yüksel'in sitesindeki suç unsurlarını tespit etmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da siteye erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.

Savcılığın talebini yerinde gören İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 10.04.2007 tarih, 2007/614 Müt sayılı kararıyla siteye erişimin engellenmesine karar vermiştir.

Edip Yüksel'in devlet organlarına ve yargı mensuplarına mesnetsiz iddialarla, galiz ifadelerle hakaret ve iftira etmesi sebebiyle aleyhinde açılan tek dava bu değildir.

Edip Yüksel aleyhinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 Sayılı yasanın 1 – 2 – 3 / a maddelerine dayanarak (2 kez) cezalandırılması için 22.09.2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. Dava Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2006 / 508 E. Sayılı dosyada devam etmektedir.

Ayrıca Edip Yüksel'in Atatürk'e, yargı organlarına ve mensuplarına, Türk Silahlı kuvvetlerine yönelik galiz hakaretleri sebebiyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçmiş bulunmaktadır.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Edip Yüksel'in bu suçlardan cezalandırılması için kamu davası açmak üzere soruşturma yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2007/1189 Hz. Sayılı dosyasında ve Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nın 2007/7759 Hz. Sayılı dosyasında, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına yönelik düşmanca ifadeleri sebebiyle Edip Yüksel aleyhinde kamu davası açılmak üzere soruşturmalar devam etmektedir. 


Cevatçıların açtıkları internet siteleri Türk adaletinin demir yumruğuyla yerle bir oldu. Resmi mahkeme kararı infaz edilerek bu site susturuldu. Şimdi adalet önünde yaptıkları iftiraların, suçların hesabını verecekler. Haklarında açılan yüze yakın davada sanık sıfatıyla adalet önüne çıkarılacaklar.


Sn. Adnan Oktar hiç bir zaman kendisinin Mehdi olduğunu iddia etmemiştir. Kendisi daima "Hz. Mehdi'nin öncüsüyüz, talebesiyiz." demektedir. Hz. Mehdi'nin fiziksel özelliklerini buradan okuyabilirsiniz.


Cevatçılar şarapçı kadavrayı tesselli ediyorlar. Sana yeni siteler buluruz. Ona buna iftira atarsın. Kadavra işi gücü olmayan 40 yaşına yakın bir zavallı. Yancılıkla besleniyor.

Yancı kadavranın özellikleri



...Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 68)

İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)

... Ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz. (Kasas Suresi, 14)

... Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik. (Sad Suresi, 20)

"... Ben size bir hikmetle geldim..." (Zuhruf Suresi, 63)

Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve Tarafımız'dan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (Kehf Suresi, 65)

Hak dini tebliğ etmekle görevlendirilen tüm elçilere Allah katından bir ilim ve hikmet verilmiştir. Hz. Zu'lkarneyn, Hz. Hızır, Hz. Davud, Hz. İsa hep Allah'ın hikmet verdiği elçilerdendir. İşte Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde de salih müminlerde olan bu hikmet vardır. Sn. Oktar profesör değildir, yurtdışında eğitim de görmemiştir ama Allah'ın izniyle "özü kapsayan bilgiye ve hikmete" sahiptir. Allah, kendisine özel bir ilim nasip etmiştir. Yoksa eğer böyle eserler oluşturmak üniversite eğitimiyle olacak olsaydı, Irak'ta, Mısır'da, Suudi Arabistan'da eğitim almış, profesör olmuş, ihtisas yapmış bir çok alim vardır. Ancak şu an Sayın Adnan Oktar İslam aleminde tektir. Dünyadaki en etkili eserler Sayın Adnan Oktar'ın eserleridir. Tebliğ yapacak olan herkes, Sayın Oktar'ın eserlerini referans almakta, bu eserleri kullanarak seslerini duyurmaktadır.

Nitekim tarih boyunca gönderilmiş hangi peygamber, hangi sahabe üniversite eğitimi almıştır? Peygamber Efendimiz (sav) üniversite eğitimi almamıştı. Yabancı dil de bilmiyordu. Hatta ümmiydi (okuma yazma bilmeyen veya tahsil görmemiş kimse). Ve Allah Kuran'da Müslümanlara "Allah'ın ümmi olan elçisine uymalarını" bildirmişti:

Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf Suresi, 157)

De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. (Araf Suresi, 158)

Allah Peygamber Efendimiz (sav)'in fakir ve yetim bir insan olduğunu ve ümmi olduğunu ayetlerde bildirmiştir. Fakat Allah onu bütün kainatın efendisi kıldı. Ondan evvel de Hz. Yusuf çocuk yaşta kuyuya atıldı, hapse kondu, ezilmeye çalışıldı ama Allah onu Mısır'a sultan yaptı. Sayın Adnan Oktar da ümmi bir insandır. Ancak bilinmelidir ki Allah nimetini hiç umulmadık insanlara verir. Seçtiği kullarını, velisini insanların içinde saklar. Hz. Musa da peygamber olarak geldiğinde, kavminin hiç ummadığı bir insandı. "Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor..." (Şuara Suresi, 13) ayetinden, Hz. Musa'nın heyecanlı bir insan olduğu anlaşılıyor. Ama Allah onu seçmişti. Kavmine elçi olarak onu layık görmüş, ona Katından bir üstünlük ve ilim vermişti. Aynı şekilde, "Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi..." (Enbiya Suresi, 83) ayetinden anlaşılacağı gibi, Hz. Eyüp'ün de çeşitli hastalıkları vardı. Ama Allah onu da alemlere üstün kılmış, peygamber olarak onu seçmişti.

Bu nedenle üniversite bitirmenin, profesör olmanın, sonucunda hiçbir şey başaramadıktan sonra bir önemi yoktur. İnsanlar "nasıl olur da Amerika'da öğrenim görmemiş, ihtisas yapmamış biri dünyayı yerinden oynatır" diye şaşırıyorlar. "Böylece: "Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik." (Enam Suresi, 53) ayetinde haber verilen insanlar gibi haset içerisinde bu gerçeği reddetmeye çalışıyorlar.

Evet Sayın Adnan Oktar ümmidir; ama Allah ona çok özel bir ilim ve hikmet vermiştir. Tek başına tüm dünyada çok büyük bir etki meydana getirmekte, eserleriyle dünya çapında bir aydınlanmaya ve hidayete vesile olmaktadır.

İnsanların içerisine düştükleri bu durum, Allah'ın Hz. Talut'u elçi olarak seçtiğinde, kavmindeki kişilerin haset ve kıskançlık ile dile getirdikleri şu sözleri akla getirmektedir:

Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

Allah şeytanın müminlerin salih faaliyetlerini engellemek için yaygara yapacağını bildirmiştir:

Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. (İsra Suresi, 64)

Üç beş kendini bilmezin yaygarası ile, Sn. Adnan Oktar'a karşı muhabbet sevgi ve bağlılık bilakis çok daha alevlenip şiddetlenmektedir. Şeytanın yaygaraları beni, kardeşlerimi, arkadaşlarımı, kimseyi etkilemez. Tam aksine Sayın Adnan Oktar'a olan sevgiyi, muhabbeti ve güveni kat be kat arttırır ve arttırmaktadır.


Sabetaycı sapkın inançlara sahip ailelerin Müslüman, milliyetçi Türk gençliğine karşı açtıkları mücadeleye dikkat çekmek için inşaAllah 11 mayıs anneler gününde annelerin toplantısı olacak. Saatini ve yerini ayrıca buradan bildireceğiz. Geniş medya katılımının da olacağı bu toplantıya Atatürkçü, milliyetçi, mukaddesatçı aileleri davet ediyoruz.


Cevatçılar kendi aralarında Yancı Kadavra olarak kod ismi verdikleri, orada burada aç karnını doyurmaya çalışan zavallı bir yaşlı kadına bir kaç bardak şarap içirip, karnını doyurup, Sn. Adnan Oktar aleyhinde yazılar yazmak için teşvik etmekle çok büyük hata yapıyorlar. Allah'ın kendisine verdiği beladan haşa Allah'a kinlenen ve kendini şaraba veren Yancı Kadavra denen bu zavallı yaşlı kadının hayal gücü de geniş olduğu ve işi gücü de olmadığı için aklına ne gelirse uydurup yazıyor. Seni milletvekili yapacağız diye de bu akıl hastası zavallıyı kandırıyorlar. Bu insan açtır. Daha önce de Bilim Araştırma Vakfı'na yanaşmaya çalıştı. Oradan kovuldu. Sonra bunlara yanaştı. Başka yerde karnını doyursalar oraya da gidecek zihniyette bir insan.


Cevat Babuna diyor ki:

Sn. Adnan Oktar'ın anlattıkları yanlış, Türk gençliği bana benzesin.

 

Kendilerinin Türk gençliğine örnek olduklarını ve Türk gençliğinin kendileri gibi olması gerektiğini söyleyen bu ekip Türk gençliğini kendilerine çağırıyorlar.

Gelin sizi kendimize benzetelim diyorlar, özetle, Türk gençliğinin kendileri gibi olması gerektiğine inanıyorlar.

Resimde görüldüğü gibi!

 


Sn. Adnan Oktar'ın kitapları yazmadığını söylüyorsunuz. Bir an için öyle farzedelim. Daha önce Adnan Oktar'ın yanında olduğunu iddia edip ayrıldığını söyleyen bir çok münafık var. Bunlar bu kitapları biz yazıyorduk diyorlar. Başlarında da Cevat Babuna var, üstelik profesör. Ayrıca kendisine Uçan Türk dendiğini iddia eden bir profesör. Üstüne üstlük Amerika'da ihtisas yapmış birisi. Diğer profesör arkadaşlarını da toplasın, istediği gibi ilave bir ekip daha kursun ve sonra da Sn. Adnan Oktar'ın yazdığı kitaplar gibi bir tane kitap yazsın görelim. Yoksa hiç konuşmayın.


Yaratılış Atlası kitabının tüm Dünyada atom bombası etkisi yapması masonları ve Sabetaycıları şoka soktu. Maddi manevi bütün imkanlarıyla Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sayın Adnan Oktar'a karşı kendilerince karanlık bir mücadele yürütüyorlar. Her saldırı her oyun müslümanları hem güçlendirir, hem daha da canlandırır ve daha da biler.

De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk." (6/71)


SABETAYCILAR KAHPE TUZAKLAR PEŞİNDELER

Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sn. Adnan Oktar'a karşı kirli bir ekip hazırlayan Sabetaycılar, Sn. Adnan Oktar'a suikast yapılması dahil çok karanlık planlar peşinde. Fahişelerden, telekızlardan, defolu antika görünümlü şahıslardan, bazı insan hurdalarından oluşan bu ekip, iftiracı, her türlü rezillikten utanmayan, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş karakterdeki kişilerden oluşmaktadır. Para ve çıkar için herşeyi yapabilecek zihniyette olan bu kişiler, inşaAllah Türk adaletinin demir yumruğu ile ezileceklerdir. Her hareketleriyle yeni bir suç oluşturmakta, suç dosyaları sürekli kabarmaktadır. Türk mahkemeleri önünde önümüzdeki günlerde teker teker hepsi hesap verecektir.


Milliyet Gazetesi, 26 Mart 2007
Reyting Canavarı

"OBJEKTİF'te Babuna Ailesi ve Adnan Hoca ilişkileri vardı. Anne Babuna çocuklarının Adnan Hoca tarafından beyinlerinin yıkandığını söylüyor. Babuna ailesi enteresan bir aile. Onların ilişkileri "Alacakaranlık Kuşağı" gibi. Aynı programda Hüma Babuna telefondaydı. Programa katılan Türkan Akyüzalp ve Emel Tezyapar da çocuklarının beyinlerinin Adnan Oktar tarafından "uyuşturulduğu" iddiasındaydı. Ne tesadüf programa katılan Türkan Hanım'ın kızı Ebru Akyüzalp Hüma Babuna'nın yanındaymış! O telefonda annesine "saldırgandır, küfürbazdır" dedikçe Anne, "İşte bakın görüyorsunuz" diyor. Çocuk dedikleri de ortalama 30 yaşında!

 


Emin Şirin ile ilgili bütün iddialara ait belgeleri yakında bu sitemde yayınlayacağım.